Bir karar verdin. Herkese anlattın, planını yaptın, belki bunun için para harcadın. Sonra yeni bilgiler çıktı. Artık aynı karardan emin değilsin. Yine de geri dönmek zor geliyor. İçinden “Fikrimi değiştirirsem tutarsız görünürüm” diyorsun.
İnsan kendi kararına sahip çıkmak ister. Fakat bir karara bağlı kalmakla o kararı her koşulda savunmak aynı şey değildir. Kimi zaman asıl cesaret, daha önce söylediğin bir cümleyi yeniden düşünmektir.
Karar, kimliğin yerine geçmesin
Bir işe başlamış olabilirsin. Bir ilişkiyi sürdürmeye söz vermiş, bir şehirde yaşamaya karar vermiş veya bir görüşü yıllardır savunmuş olabilirsin. Zamanla bu seçimler kimliğinin parçası hâline gelir. “Ben böyle bir insanım” dediğinde yeni bilgi yalnız planını değil, kendini tanımlama biçimini de zorlayabilir.
İşte bu nedenle geri adım atmak mantıksal bir işlemden çok daha ağır hissedilir. İnsan “Yanılmışım” demek yerine artık işe yaramayan gerekçeleri tekrar etmeye başlar. Eski kararı korurken bugün gördüğü gerçeği küçültür.
Tutarlılık her zaman aynı yerde durmak değildir
Bir insanın değerleriyle tutarlı olması, davranışlarının hiç değişmemesi anlamına gelmez. Dürüstlüğü önemsiyorsan hata yaptığını kabul edebilirsin. Aileyi önemsiyorsan bir ilişkinin içinde yeni sınırlar belirleyebilirsin. Çalışkanlığı önemsiyorsan sağlığın için tempoyu azaltabilirsin.
Psikolojik esneklik üzerine yapılan araştırmalar, kişinin zor düşüncelerle ve değişen koşullarla karşılaşırken değer verdiği yönlerde hareket etme becerisine odaklanıyor. Bu yaklaşım her fikrin eşit derecede doğru olduğunu söylemez. Yeni bilgiye açık olmayı ve davranışları somut koşullara göre yeniden değerlendirebilmeyi önemser.
Kimin karşısında haklı görünmek istiyorsun?
Bir planı sürdürmenin gerekçesi artık yalnız başkalarına açıklama yapmaksa kendine şunu sor: “Bu kararı bugün ilk defa verecek olsam yine aynı yolu seçer miydim?” Bu soru geçmişte harcadığın emeği değersizleştirmez. Yalnız geçmişe bağlılığı bugünkü ihtiyaçtan ayırır.
Bir işe beş yıl emek vermiş olman, her koşulda orada kalman gerektiğini kanıtlamaz. Aynı şekilde kısa bir güçlükle karşılaştığında her şeyi bırakmak da sağlıklı olmayabilir. Asıl amaç kaçmakla bilinçli değişim arasındaki farkı görmek.
Hata kabul etmek insanı küçültmez
Yanıldığını söylemek, bütün geçmişinin yanlış olduğu anlamına gelmez. O gün elinde bulunan bilgiyle karar verdin. Bugün daha fazlasını biliyorsun. İnsan deneyim kazandıkça bakışını da yeniler. Bunu kendine yasaklamak, öğrenmeyi cezalandırmak olur.
Birine “Bu konuda fikrim değişti” dediğinde açıklama yapma hakkın var. Fakat uzun bir savunma konuşması hazırlamak zorunda değilsin. Kısa, dürüst ve saygılı bir cümle çoğu zaman yeterlidir.
Fikrini değiştirmen için başkalarının iznine gerek yok
Çevrendeki insanlar yıllardır seni belli bir seçimle tanımış olabilir. Herkes senden aynı yolu sürdürmeni bekler. “Sen hep böyle düşünürdün” diyebilirler. Bu cümle bir gözlem olarak başlayıp baskıya dönüşebilir. Oysa insanın yeni bilgiyle görüşünü değiştirmesi, geçmişteki bütün sözlerini inkâr ettiği anlamına gelmez. Yalnız bugünkü değerlendirmesinin başka bir noktaya geldiğini gösterir.
Kararını açıklarken uzun bir savunma yapmak zorunda hissetme. “O dönem böyle düşünüyordum. Şimdi bazı şeyleri farklı görüyorum” demek açık bir ifadedir. İnsanların bu değişimi hemen anlamaması da mümkün. Anlaşılmak istemekle herkesin onayını beklemek birbirinden farklıdır.
Yeni düşünceyi gerçek hayatta sınamak
Bir görüşü değiştirmek yalnız iç dünyada yapılan bir ilan değildir. Yeni kararın davranışlara nasıl yansıyacağını görmek gerekir. İşyerindeki bir yöntemin işe yaramadığını fark ettiysen küçük bir deneme yapabilirsin. Bir ilişkide daha açık konuşmaya karar verdiysen bunu güvenli bir sohbetle başlatabilirsin. Büyük ve geri dönülmez adımlar yerine sınanabilir küçük değişimler daha fazla bilgi verir.
Böyle bir denemenin sonunda yanıldığını da görebilirsin. Bu kez yeni bilgiyi dikkate almak gerekir. Amaç düşünceleri sık sık değiştirmek değil, onları yaşamın gerçeklerinden koparmamaktır. Düşünce sana hizmet etmeli; sen eski düşünceni korumak için hayatın bütün işaretlerini susturmamalısın.
Kararının arkasındaki nedeni kendine anlatabil
Yeni fikrini açıklamadan önce bir kâğıda şu üç cümleyi yazabilirsin: “Önceden ne düşünüyordum?”, “Hangi bilgi değişti?”, “Şimdi neyi farklı yapacağım?” Bu kısa çalışma, dışarıdan gelecek yorumlara karşı uzun bir savunma hazırlamak için değildir. Kendi kararının mantığını görmeni sağlar.
Eğer üçüncü soruya cevap bulamıyorsan henüz yalnızca bir düşünce değişikliği yaşamış olabilirsin. Bunun davranışa dönüşmesi için zamana ihtiyaç duyabilirsin. Her değişimi hemen ilan etmek zorunda değilsin. Öğrenmek, karar vermek ve uygulamak farklı aşamalardır. Kendine bu aşamalar için alan tanıdığında değişim daha sürdürülebilir hâle gelir.
Değişmenin de sorumluluğu vardır
Her kararın başka insanlara etkisi olabilir. Verdiğin sözleri, ortak planları ve ilişkilerdeki karşılıklı güveni yok sayamazsın. Fikrini değiştirmek özgürlük olduğu kadar, bu değişimin sonuçlarını açıkça konuşma sorumluluğu da taşır.
Tam da bu yüzden düşünceli bir değişim, ani bir savrulmadan ayrılır. Yeni kararı neden verdiğini, neyi korumak istediğini ve kime karşı hangi yükümlülüklerinin sürdüğünü dürüstçe değerlendirmek gerekir.
Bugünkü gerçeğe uymayan eski bir cümleyi savunmayı bırakmak yenilgi değil, gelişmenin işareti olabilir. İnsan hayatı boyunca aynı düşünceyi tekrarlamak için değil; yaşadıkça daha iyi anlamak için de vardır.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →