İki telefon arasında kaldın. Günlerce karşılaştırdın, yorumları okudun, fiyatına baktın. Sonunda birini satın aldın. Ertesi gün diğer modelle ilgili güzel bir yorum karşına çıktı. İçin hafifçe sıkıldı. Hemen kendi telefonunun iyi taraflarını hatırlamaya başladın.
Karar çoktan verilmişti. Ama zihnin hâlâ tartışmayı kazanmak istiyordu.
Seçimin arkasında durma isteği
İnsan karar verirken yalnız ürün, iş veya insan seçmez. Aynı zamanda diğer ihtimallerden vazgeçer. Seçilmeyen ihtimallerin iyi yönlerini düşünmek rahatsızlık yaratabilir. Çünkü insan geriye dönüp “Yanlış seçtim” demekten hoşlanmaz. Bu gerilim, psikolojide bilişsel çelişkiyle bağlantılı olarak incelenir.
Bir yol seçtikten sonra o yolun olumlu yanlarını daha güçlü görmeye başlamak, kararla kendilik algımız arasındaki uyumu koruyabilir. Akıl kendi seçiminin arkasında durmak ister. Bu her zaman yalan söylemek değildir; değerlendirmemizin ağırlık merkezi değişebilir.
Ama şu ayrımı unutmamalı: Bir kararı savunmakla o kararın gerçekten en iyi karar olması farklı. İnsan seçimini korurken kanıtı gözden kaçırabilir.
Zihin kendisini haklı çıkarmayı mı sever?
Kendimizi tutarlı görmek isteriz. “Ben düşünerek karar veririm” diyen biri için kötü seçim yaptığını kabul etmek yalnız maddi bir kayıp değil, kimliğine küçük bir darbe gibi gelebilir. Bu nedenle satın alınan ürünün eksiklerini küçültmek, seçilmeyen ürünün güçlü yanlarını değersizleştirmek kolaylaşır.
Benzer şey ilişkilerde ve iş hayatında da görülür. Bir işe girersin. Zorlandıkça seçiminin doğru olduğunu kanıtlamak için güçlü gerekçeler ararsın. Bir arkadaşlıkta kırılırsın ama “Bunca yıldır onu tanıyorum” diyerek gördüğün sorunu erteleyebilirsin.
Fakat her karar sonrası memnuniyet artışı kendini kandırmak değildir. Bir seçimi yaşadıkça gerçekten yeni iyi yanlarını da keşfedebiliriz. Bunları karıştırmamak gerek.
Araştırmanın ilginç uyarısı
Karar sonrasında tercihlerin değiştiğini ölçmeye çalışan araştırmaların yöntemleri uzun süre tartışıldı. Bazı klasik deneylerde görülen değişimin, ölçüm biçiminden kaynaklanabileceği ortaya kondu. Metodolojik incelemeler, gerçek tercih değişimini ölçüm yanılgısından ayırmak için daha dikkatli deneyler gerektiğini gösterdi.
Bu araştırma tartışması çok şey öğretiyor. İnsan seçiminden sonra gerçekten farklı düşünmeye başlayabilir. Ama bir deneydeki puan değişimini hemen zihnin gizli bir yasası diye ilan etmek doğru olmaz. Bilim, kendini de sorgulamak zorunda.
Bir kararı savunmak ne zaman zararlı olur?
İlk gün aldığın karar o günün bilgileriyle makul olabilir. Sonradan yeni kanıt gelmişse değerlendirmeyi güncellemek daha akıllıdır. Fakat sırf kendi sözünü geri almamak için kötü bir yolu sürdürürsen, seçimi değil gururunu korursun.
İnsan “Yanıldım” cümlesini kişilik yenilgisi gibi yaşadığında, dünyasını daraltır. Hatalı karar herkesin başına gelir. Esas beceri, doğru seçimi her zaman ilk seferde bulmak değil; yeni bilgiyi duyunca yeri geldiğinde yön değiştirebilmektir.
Kendine dürüstçe nasıl bakarsın?
Önemli bir kararın ardından yalnız seni doğrulayan yorumları değil, tersini gösteren bilgileri de sakince oku. “Bu seçimi yapmamış olsaydım şimdi ne düşünürdüm?” sorusunu sor. Kararı verdiğin günkü ihtiyaçlarınla bugünkü koşulları ayır.
Böylece kendini mahkemeye çıkarmadan değerlendirme yapabilirsin. Amaç sürekli şüphe duymak değil, bağlılıkla körlüğün arasına mesafe koymak.
Pişmanlığı yönetmek için karar defteri
Kendi seçimlerinin ardında ne düşündüğünü birkaç cümleyle kaydetmeyi deneyebilirsin. Bir işe neden girdiğini, bir ürünü hangi ihtiyaçla aldığını, bir şehirde yaşamayı neden seçtiğini not et. Aylar sonra dönüp baktığında o günkü ölçütlerinle bugünkü ölçütlerin arasındaki farkı görürsün.
Bu alışkanlık, geçmişteki kendini sürekli yargılamak için değil, kararlarının nasıl oluştuğunu anlamak içindir. İnsan kararın sonucunu öğrendikten sonra “Ben zaten biliyordum” diye düşünebilir. Oysa başlangıçta elindeki bilgiler çok daha sınırlıydı. Bu farkı görmek, kendine karşı daha adil olmanı sağlar.
Bir kararın kötü sonuçlanması onun mutlaka kötü verildiğini de kanıtlamaz. Hava durumunu doğru tahmin eden biri bile beklenmedik yağmurla karşılaşabilir. Önemli olan kararın hangi kanıtlarla ve hangi koşullarda alındığıdır.
Aynı biçimde iyi sonuç veren bir seçim de yönteminin her zaman iyi olduğunu göstermez. Şansın rolünü görmek gerekir. Kendine güvenen insan, başarısını gözünde büyütmeden ve hatasını kimlik hâline getirmeden öğrenir. Karar vermek bir sınavda daima tam puan almak değil, yeni bilgiyle daha iyi düşünme becerisi geliştirmektir.
Bir arkadaşıma aynı durumda ne önerirdim sorusu, kararları değerlendirirken güçlü bir denge sağlayabilir. Kendimize karşı geçmiş seçimleri savunma baskısı hissederken başkasının seçeneklerini daha serinkanlı inceleyebiliriz. Yine de başkasına kolay gelen karar senin yaşam koşullarında zor olabilir. Bu yüzden tavsiye verirken de alırken de maddi, sosyal ve duygusal sonuçları hesaba katmak gerekir. Amaç kusursuz kararlar değil, daha açık bir düşünme biçimi kurmaktır.
Doğru seçim, sonsuza kadar doğru kalmak zorunda değil
Hayat değişiyor. Bilgiler değişiyor. Biz değişiyoruz. Bir zamanlar iyi gelen bir kararın bugün yük olması, geçmişteki seni aptal yapmaz. O günün aklıyla karar verdin; bugünün bilgisiyle devam edeceksin.
Seçiminin arkasında durmak değerli. Ama yalnız seçtiğin için ona sadık kalmak, kendi hayatından çalabilir. Kendine güvenmek, her kararı savunmak değil; gerektiğinde kararını yeniden değerlendirebilmektir.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →