Sürekli aynı masada ders çalışıyorsun. Aynı lamba, aynı sandalye, aynı sesler... Kütüphaneye geçtiğinde konu yabancı gelmeye başladı. 'Demek ki sadece odamda öğrenebiliyorum' diye düşünebilirsin. Diğer taraftan bir arkadaşın ortam değiştirdikçe daha iyi çalıştığını söylüyor. Hangisi doğru? İnsan hafızasının çevreyle kurduğu ilişki, kulağa geldiğinden daha karmaşık.
Ortam zihne ipuçları verir
Bir bilgiyi öğrenirken yalnız cümleleri değil, etrafındaki ayrıntıları da algılarız. Masanın düzeni, konuşmalar, çalışma biçimi ve o anki dikkatimiz belleğe ulaşma sürecinde rol oynayabilir. Tanıdık ortam kimi kişiye odaklanmayı kolaylaştırır. Başka bir mekân ise otomatik davranışları kırarak konuya farklı açıdan bakma fırsatı verebilir. Fakat 'Nerede öğrendiysen orada hatırlarsın' gibi kesin bir kural yok. Etkinin yönü öğrenme yöntemine ve sonradan yapılan teste göre değişebilir.
Araştırma neden tek cevap vermiyor?
Imundo ve arkadaşları, farklı ortamlarda yeniden çalışma ile hatırlama denemelerinin etkileşimini deneylerle inceledi. Bazı koşullarda ortam değişikliği yeniden çalışmaya yarar sağlayabilirken, geri çağırma testi üzerinde olumsuz etki gösterebildi. Böylece konu sadece odanın değişmesi değil, o odada hangi zihinsel işi yaptığın hâline geliyor. Bu çalışmalar belirli sözcük listeleri üzerinden yürütüldü; karmaşık eğitim süreçlerine doğrudan ve eksiksiz taşımamak gerekir.
Masayı değiştirmekten daha önemli soru
Yeni konuyu öğrenirken sakin bir ortam işine yarayabilir. Sonraki gün parkta yürürken ana fikri anlatmayı denemek ise onu farklı koşullarda kullanmana yardımcı olabilir. İşin özü, ortam değiştiği için otomatik olarak daha iyi öğreneceğini sanmamak. Başka bir yere gidip iki saat telefona bakmak hiçbir sihir yaratmaz. Nerede olduğun kadar, o anda gerçekten ne yaptığın da önemlidir.
Günlük hayattan bir örnek
Sürücü kursunda trafik işaretlerini ezberliyorsun. Kitaptaki sıra sana tanıdık geliyor; fakat gerçek yolda işaretler farklı bir düzende karşına çıkıyor. Öğrenilen bilgiyi yeni bağlamlarda kullanmak bu nedenle önemli. Aynı mantık bir yabancı dil için de geçerli: Kelimeyi defterde görmekle markette doğru yerde söylemek farklı deneyimlerdir. Bilgiyi farklı örneklerle ve koşullarla ilişkilendirmek, tek bir fotoğrafa bağlı kalmasını önlemeye yardım edebilir.
Her ortam herkese uygun değil
Ses hassasiyeti olan biri için kalabalık bir kafe yorucu olabilir. Dikkatini sürdürmekte güçlük çeken bir öğrenci evde daha çok zorlanabilir. Bazı insanların çalışmak için sessizliğe, bazılarının sosyal bir ortamın düzenleyici etkisine ihtiyacı vardır. İdealleştirilmiş çalışma fotoğrafları kendi koşullarınla uyuşmayabilir. Önemli olan gösterişli masa değil; işine odaklanabildiğin ve bilgiyi sonra kullanabildiğin bir düzen bulmak.
Yalnız masa değil, öğrenmenin şekli değişir
Evde sürekli aynı sandalyede ders çalıştığını düşün. Sınava farklı sınıfta girdiğinde dikkatin dağılıyor. Bu durum tek başına mekânın seni başarısız yaptığı anlamına gelmez; ancak çevresel ipuçlarının bellekle ilişkisi araştırılmıştır. Aynı konuyu farklı bir ortamda açıklayabilmek, yalnız belli bir masanın verdiği tanıdıklığa dayanmamayı sağlayabilir. Yine de kalabalık bir kafede çalışmak herkes için iyi seçenek değildir. Kimine sessizlik, kimine ulaşım kolaylığı, kimine düzenli bir çalışma köşesi gerekir.
Bağlamı çeşitlendirmenin başka yolları da var
Mekânını değiştiremiyorsan sorunun biçimini değiştir. Konuyu önce kâğıda yaz, sonra yüksek sesle anlat, ardından küçük bir uygulama problemi çöz. Bilginin tek bir sayfa düzenine bağlı kalmaması için farklı ipuçları kullanabilirsin. Ancak bütün bu değişiklikleri her gün yapmak yorucu olabilir. Sınavın türüne ve konunun niteliğine uygun az sayıda yöntem seçmek daha sürdürülebilirdir. Bağlam çeşitliliği için mutlaka yeni bir kitapçıya gitmen veya para harcaman gerekmiyor.
Bir üniversite öğrencisi için çalışma ortamı aynı zamanda maddi bir meseledir. Evde gürültü, ortak oda veya güçlü internet bağlantısı bulunmayabilir. Bu koşulları yok sayıp “Başarı için her gün farklı yerde çalış” demek adil olmaz. Öğrenme biliminin amacı kişiyi yeni engellerle suçlamak değil, elindeki kaynakları daha iyi kullanmasına yardımcı olmaktır. Uygun olduğunda küçük bir değişiklik dene; işe yaramıyorsa o yönteme bağlı kalmak zorunda değilsin.
Öğrenmek istediğin beceriyi hangi ortamda kullanacağını da hesaba kat. Bir sunumu yalnız evde sessizce prova ettiysen kalabalık salonda heyecanlanabilirsin. Burada yalnız mekân değil, performansın sosyal yönü de değişmiştir. Küçük bir arkadaş grubuna anlatmak veya ayakta prova yapmak yeni ipuçları sağlayabilir. Ancak kaygısı yüksek bir kişiyi birden kalabalık önünde denemeye zorlamak doğru değildir. Denemeler kademeli ve güvenli olmalıdır. Bir çalışma yönteminin değeri, gerçek kullanım koşullarında da işe yarayıp yaramadığıyla anlaşılır; değişiklik sırf değişiklik olsun diye yapılmamalıdır.
Ders çalışırken mekânı değiştirmek için bütçeni zorlamak zorunda değilsin. Bir metni farklı sorularla kendine anlatmak da aynı çalışma köşesinde yeni bir zihinsel bağlam kurabilir.
Kendi düzenini test et
Bir hafta boyunca iki farklı koşulu dene. Aynı güçlükte iki kısa konuyu farklı ortamlarda çalış. İki gün sonra ikisini de aynı biçimde, deftere bakmadan hatırla. Sonuçları yalnız hislerine göre değil, sorulara verdiğin yanıtlarla değerlendir. Tek küçük denemen bilimsel bir deney değildir; ancak hangi koşullarda daha rahat odaklandığını anlamana yardım edebilir. Dışarıdaki herkesin önerisini uygulamak yerine kendi ihtiyaçlarınla uyumlu yöntemleri seçebilirsin.
Hafıza oda numarasına kilitli değil. Çalıştığın yer önemli olabilir, ama öğrenmenin asıl sınavı bilgiyi başka bir zamanda ve başka bir durumda kullanabilmek. Bunu geliştirmek için hem ortamını hem çalışma yöntemini düşünmek gerek.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →