Gelecekteki Mutluluğunu Tahmin Ederken Neden Yanılırsın?

Mutfakta Bir Seyahat Hayali

“Şu işi alırsam hayatım değişecek, her sabah mutlu uyanacağım” diye düşündün. Sonra işe girdin. İlk haftalar heyecan vericiydi; bir süre sonra yeni sorumluluklar, ulaşım ve günlük telaş da hayatına katıldı. Tersine, kötü bir haberin seni sonsuza kadar aynı ölçüde üzeceğini sanmış ama zamanla farklı duygular yaşamış olabilirsin. İnsan gelecekte ne olacağını tahmin etmeye çalışırken, o olayın kendisine nasıl hissettireceği konusunda yanılabilir.

Hepimiz karar verirken gelecekteki duygularımızı hesaba katarız. Bir şehir seçerken orada mutlu olup olmayacağımızı, bir ilişkiye başlarken nasıl hissedeceğimizi veya bir ürün alırken ne kadar sevineceğimizi düşünürüz. Buna duygusal öngörü deniyor. Zihin gelecekteki sahneyi kurarken bazı ayrıntıları büyütebilir; günlük hayatın sıradan yanlarını ise geri plana atabilir. Oysa insanın ruh hâli tek bir olaydan değil, gün boyunca değişen çok sayıda deneyimden etkilenir.

Geleceği bir film sahnesi gibi görüyoruz

Bir tatil planlarken zihninde güzel manzara, güneş ve fotoğraflar canlanıyor. Trafiği, uyku düzenindeki değişimi, yorulduğun saatleri ve beklenmedik masrafları aynı ayrıntıyla hayal etmeyebilirsin. Bu yüzden hissetmeyi beklediğin mutlulukla yaşadığın mutluluk farklı çıkabilir. Aynı şey korkulan olaylar için de geçerli: Zor bir görüşmenin gününü tamamen mahvedeceğini düşünebilirsin; oysa görüşmeden sonra başka işlere dönüp ara ara rahatlayabilirsin. Her koşulda uyum sağlayacağın garantisi yok, ancak geleceği tek duygulu bir sahne olarak düşünmek çoğu kez yetersizdir.

Duygusal tahmin doğruluğunu günlük yemek deneyimleri üzerinden inceleyen bir araştırmada, katılımcılar iki hafta boyunca ne yediklerini ve yemeklerden ne kadar keyif aldıklarını kaydetti. Beklenen keyif ile yaşanan keyif arasında farklılıklar bulundu. Çalışma, insanların çok tanıdık ve sık yaşadıkları bir deneyimde bile duygusal tahmin yaparken yanılabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte araştırma yalnızca belirli bir bağlamı ve örneklemi kapsıyor; sonuçlarını bütün evliliklere, kariyer kararlarına veya ağır kayıplara aynı şekilde uygulamamak gerekir.

“O olursa hep böyle hissederim” yanılgısı

Bir duygu gelecekteki hayatın tamamına yayılmış gibi görünebilir. “Yeni telefon alınca her şey daha keyifli olacak” veya “Bu sınav kötü geçerse bir daha mutlu olamam” düşünceleri olayın önemini büyütebilir. Oysa gelecek günlerde başka deneyimler de bulunacak. Yeni alışkanlıklar gelişecek, başka ilişkiler ve sorumluluklar devreye girecek. Bu, büyük olayların etkisiz olduğu anlamına gelmez. Bazı yaşantıların uzun süreli ve ağır sonuçları olabilir. Söz konusu olan, tek bir olayın gelecekteki bütün duyguları tek başına belirlemeyeceğini hatırlamaktır.

Gelecekteki duygunu tahmin etmeye çalışırken geçmişte benzer bir deneyimin farklı anlarını hatırlayabilirsin. Yalnızca en parlak veya en zor sahneye bakma. O olayın bir hafta sonra, bir ay sonra nasıl göründüğünü de düşün. Başka insanların deneyimlerini dinlemek yardımcı olabilir; yine de onların hayatını kendi hayatının kusursuz kopyası sayma. İlişkiler, kaynaklar ve kişisel anlamlar değişir. En iyi tahmin bile kesin sonuç değildir.

Gelecekteki mutluluk tek bir olayın içinde değil

Bir insan “Taşınırsam hayatım düzene girer” diye düşünebilir. Yeni ev gerçekten rahatlatıcı olabilir; ancak yeni mahalleye alışmak, masraflar ve gündelik sorumluluklar da yaşanacaktır. Benzer şekilde bir ilişki başladığında daha mutlu hissedebilirsin fakat her günün aynı coşkuda geçmesi gerekmez. Duyguları bir hedefe bağlamak, hedef gerçekleştiğinde hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü hedef, hayatın yalnızca bir parçasıdır. Gerçek yaşam birbirine eklenen küçük olaylarla sürer; gelecekteki duygularımız da o olaylarla birlikte değişir.

Öte yandan bu araştırmalar “İnsan istediğini elde edince mutlaka alışır ve mutlu olmaz” sonucunu da vermiyor. Kimi değişimler uzun süreli iyilik hâli sağlayabilir, kimileri ciddi kayıplar yaratabilir. Sağlık sorunları, ekonomik koşullar, ilişkiler ve kişilik özellikleri deneyimi etkiler. Duygusal öngörüde yanılabilmek, gelecekteki bütün duyguların önemsiz olduğu anlamına gelmez. Yalnızca tahmini ihtiyatla kullanmayı önerir. Özellikle büyük kararlar alırken mali, sosyal ve pratik koşulları da aynı masaya koymak gerekir.

Bir hayalini değerlendirirken üç ayrı gün canlandır: İlk gün, üçüncü ay ve sıradan bir yıl dönümü. İlk günün heyecanı güçlü olabilir. Üçüncü ayda yeni düzene alışıyor olabilirsin. Bir yıl sonra ise hayatın başka meseleleri öne çıkabilir. Bunlar kesin senaryolar değil, farklı olasılıkları düşünme alıştırmasıdır. Böylece kararın yalnızca en parlak görüntüye veya en korkutucu ihtimale dayanmaz. Geleceği bütünüyle bilemezsin; ama onu tek sahnelik bir filme dönüştürmek zorunda da değilsin.

Karar verirken duyguya yer açmak

Duygusal tahminler tamamen işe yaramaz değil. Bir şeyin seni sevindireceğini, üzeceğini veya rahatlatacağını düşünmek önemli bir bilgi olabilir. Fakat karar verirken yalnızca beklediğin duyguyu kullanma. İşin koşullarını, günlük rutini, bütçeyi, çevrendeki insanları ve seçeneklerini de değerlendir. Kendine “Bu yeni hayatın sıradan salı günü nasıl geçecek?” diye sor. Çok büyük vaatlerde görünmeyen ayrıntılar, genellikle sıradan günlerin içinde saklıdır.

İnsan geleceği bütünüyle bilemez. Bu belirsizlik kötü bir eksiklik değil, hayatın doğal parçasıdır. Bir karardan önce kendine duygusal bir kehanet yazmak zorunda değilsin. İleride ne hissedeceğini tahmin edebilirsin; ama hayatı o tahminin içine sıkıştırmadan da seçim yapabilirsin.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.