Harika başlayan bir tatili düşün. Güzel bir sahil, uzun sohbetler, keyifli yemekler… Dönüş yolunda ise uçak rötar yaptı, valiz gecikti ve bir görevli sana ters konuştu. Arkadaşın bir hafta sonra tatili sorduğunda ilk aklına gelen o son gün olabilir. “Hiç güzel geçmedi” dersin. Oysa gün gün yazsan bambaşka bir tablo çıkar. Yaşadığımız deneyim ile onu sonradan anlattığımız hikâye her zaman aynı değildir.
Hafıza bir günün her dakikasını eşit ağırlıkla saklamaz. Özellikle yoğun duyguların yaşandığı anlar ve bir deneyimin bitiş biçimi, genel değerlendirmemizde daha görünür hâle gelebilir. Bu eğilim, psikolojide zirve-son kuralı olarak ele alınır. Bir konserin en coşkulu bölümü, bir yürüyüşün sonundaki huzur veya bir sohbetin sert bitişi bütün yaşantıya verdiğimiz notu etkileyebilir. Ancak bunu bütün insanlar için her zaman işleyen değişmez bir yasa sanmak doğru olmaz.
Hatırladığın ile yaşadığın aynı değil
Günlük hayatı tek bir puana çevirmek isteriz: “Bugün çok güzeldi” ya da “Bugün berbat geçti.” Oysa gün içinde pek çok duygu, olay ve ihtiyaç vardır. Sabah zorlanıp öğleden sonra iyi bir haber alabilirsin. Akşam yorulman günün bütün saatlerinin yorucu olduğunu göstermez. Zihnin bütün ayrıntıları tek tek saymak yerine bazı işaretlerden genel sonuç çıkarabilir. Bu kestirme işimize yarar; fakat kimi deneyimlerin hakkını vermemizi de zorlaştırır.
Zirve-son etkisini ruh sağlığı bağlamında değerlendiren bir akademik derleme, deneyimin en yoğun ve son bölümlerinin hatırlanan değerlendirmeye nasıl ağırlık verebildiğini inceliyor. Araştırmalar özellikle ağrı ve rahatsızlık gibi farklı deneyimlerden yararlanıyor. Aynı zamanda bulguların bağlama göre değiştiğini ve ölçüm yöntemlerinin önemini vurguluyor. Böylece “Günün sonunu güzel yap, bütün gün iyi görünür” gibi kolay bir tarife düşmemek gerekiyor. Yaşantıların süresi, türü, beklentiler ve hatırlama biçimi farklı sonuçlar doğurabilir.
Biten konuşma neden akılda kalır?
Sevdiğin biriyle uzun süre güzel vakit geçirdin, sonra küçük bir tartışma çıktı. Eve geldiğinde yalnızca tartışmayı düşünmen mümkün. Bu, sohbetin önceki bölümlerinin yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Son bölüm yoğun bir duygu yarattığı için zihninde daha büyük yer kaplayabilir. O anki kırgınlık da önemlidir; onu yok saymak gerekmez. Fakat bütün buluşmayı tek cümleye indirgemek, ilişkideki olumlu anları ve devam eden sorunları birlikte görmeni zorlaştırabilir.
Böyle bir günün ardından kendine iki ayrı soru sor: “Şu anda en çok hangi anı hatırlıyorum?” ve “Günün geri kalanında neler oldu?” İlk soru belirgin anı bulur, ikinci soru kaybolan ayrıntıları geri çağırır. Zorlayıcı deneyimleri bu yöntemle hemen olumluya çevirmeye çalışmamalısın. Hele ciddi bir haksızlık, tehdit veya travma varsa olayın ağırlığını sırf önceki güzel anlar için küçültmek doğru olmaz. Ama sıradan günlerin bütününü tek bir sahne üzerinden değerlendirmek de adil olmayabilir.
Son sahnenin gölgesinde kalan ayrıntılar
Bir akşam yemeğini düşün. İlk saat boyunca dostlarınla güldün, güzel haberler duydun, uzun zamandır görmediğin birine sarıldın. Eve dönmeden önce hesabın paylaşılmasında küçük bir tartışma yaşandı. Yemeği ertesi gün tek cümleyle anlatırken yalnızca o gerilimden söz ettiğini fark edebilirsin. Bu, ilk saatlerdeki mutluluğun sahte olduğu anlamına gelmez. Yalnızca anlatmaya başladığında en güçlü sahnenin öne geçtiğini gösterebilir. Bir deneyimin tümünü anlamak için onun farklı anlarını ayrı ayrı hatırlamak işe yarayabilir.
Aile ilişkilerinde bu ayrım daha hassastır. Çocukla geçirilen bir günün sonunda yaşanan zor bir an, ebeveynin kendisini bütünüyle başarısız hissetmesine neden olabilir. Oysa gün boyunca gösterilen ilgi, oyun ve bakım da gerçektir. Elbette çocuğa zarar veren davranışın sorumluluğu alınmalı; “Günün geri kalanı güzeldi” diye önemsenmemesi doğru olmaz. Fakat değerlendirmeyi yalnızca en kötü sahneye indirmek de davranışı düzeltmenin yerine geçmez. Olayı anlamak, hem iyi hem zor parçaların yerini tanımayı gerektirir.
Kendinle ilgili günlük yargılarında da benzer bir adalet kullanabilirsin. İşten çıkarken aldığın sert bir yorum bütün günün emeğini gölgeleyebilir. O yorumu gerektiği kadar düşün, ama o gün tamamladığın diğer işleri de gör. Bu yöntem olumlu düşünme mecburiyeti değildir; günün tarihini daha doğru yazma çabasıdır. Bellek seçici olabilir. Sen de o seçiciliğin farkında olarak yaşadığın deneyimin daha geniş resmini koruyabilirsin.
Daha dengeli bir gün hikâyesi
Akşam birkaç satır not tutmayı deneyebilirsin. Günün en zor anını, en rahat anını ve sıradan ama önemli bir ayrıntısını yaz. Bu yöntem zihnini her dakika denetlemek için değil, zaman içinde daha geniş bir resim görebilmek için kullanılabilir. Çoğu gün çok iyi veya çok kötü diye iki gruba ayrılmaz. Bir toplantıda sıkıldın ama arkadaşınla güldün; yoruldun ama bir işi bitirdin. Karmaşık günler karmaşık hikâyeleri hak eder.
Son anın gücü hayatımızda işe de yarayabilir. Bir görüşmeyi açıkça toparlamak, yaşanan anlaşmazlıktan sonra ne yapılacağını konuşmak veya bir etkinliği sakin biçimde bitirmek insanlar için daha anlaşılır bir deneyim yaratabilir. Fakat yalnızca güzel bir kapanış sağlamak, gün boyunca yapılan yanlışları temizlemez. İyi bir sonun değeri vardır; bütün hikâyenin yerini alması gerekmiyor.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →