“Dikkat et.”
“Oraya gitme.”
“Sen yapamazsın, ben hallederim.”
Çocukken duyulan bu cümleler çoğu zaman sevgiyle söylenir. Yetişkinler korumak ister. Fakat korumakla bir insanın kendi kararlarını denemesine alan açmak aynı şey değildir.
İyi niyet tek başına yetiyor mu?
Bir çocuk her zorlandığında onun yerine karar verildiğini düşün. Hata yapma fırsatı azalır. Riskle baş etme, seçim yapma, sonucunu görme deneyimi de sınırlanabilir.
Bu, aşırı korunan her çocuğun özgüvensiz bir yetişkin olacağı anlamına gelmez. İnsan tek bir aile davranışıyla açıklanamaz. Ancak aileyle kurulan ilişkinin yetişkinlikte nasıl hatırlandığı önemli bir araştırma alanı.
2024'te üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada, algılanan ebeveynlik tarzıyla karar verirken duyulan güven arasında anlamlı bir doğrudan ilişki bulunmadı. Buna karşılık keşif amaçlı analizlerde aşırı koruyucu bakım algısı, daha düşük öz yeterlik ve benlik saygısı ile daha yüksek stres ve kaygı belirtileriyle ilişkiliydi. Şefkatli bakım algısı için ters yönde örüntüler görüldü.
Bu sonuçları tek yönlü bir neden-sonuç masalına çevirmemek gerekir. Yine de yetişkinin bugünkü sesinin içinde çocuklukta duyduğu seslerin yankısı olabilir.
“Ya yanlış yaparsam?”
Bir karar vermen gerekiyor. İki iş arasında kalıyorsun. Yaşadığın şehirden ayrılmayı düşünüyorsun. En küçük seçim için bile herkesten onay istemek istiyorsun.
Bu alışkanlığın arkasında öğrenilmiş bir ihtiyat bulunabilir. Fakat karar vermeyi öğrenmek, bütün kararların doğru olması demek değildir. Hata yapma ihtimalini taşıyabilmektir.
Koruma ile güven verme
Bir çocuğa “Düşersin, yapma” demekle “Dikkat et, dene; ben buradayım” demek aynı duyguyu taşımaz. İkinci cümlede hem sınır hem deneme alanı vardır.
Yetişkin olduğunda da kendine böyle davranabilirsin. Kimsenin onayını beklemeden küçük bir karar alıp sonucunu gözlemlemek, kendi deneyimine güvenmeyi destekleyebilir.
Çocukluk her şeyi açıklamak zorunda değil
İnsan çocukluğundan izler taşır. Fakat yetişkin hayatını tek bir anne-baba davranışına indirgemek de gerçeği kaçırır. Sonraki arkadaşlıklar, eğitim, iş deneyimleri ve kişinin kendi kararları da önemlidir.
Bu nedenle “Ailem beni çok korudu, demek ki özgüvensizim” gibi kesin hükümler kurmak yerine bugünkü davranışı incelemek daha verimli olabilir.
Her karar öncesinde birinden onay mı bekliyorsun? Kendi tercihini belirttiğinde suçluluk mu hissediyorsun? Hata yaptığında bunu doğal bir öğrenme deneyimi olarak mı, yoksa büyük bir tehdit olarak mı değerlendiriyorsun?
Bu sorular suçlu aramak için değil, öğrenilmiş alışkanlıkları görmek için kullanılabilir. Geçmişi değiştiremeyiz. Fakat bugün yeni deneyimler edinmek, seçim yapma becerisini adım adım geliştirebilir.
Ebeveyn olmak da kusursuz kararlar verme sanatı değildir. Çocuğun güvenliğini korurken deneme hakkını tanımak, sevginin farklı bir biçimini gösterir.
**Bir insanı korumanın tek yolu onun yerine yaşamak değildir.**
---
**Kaynak ve uyarlama:** Wolf, Tajchman ve Vilares (2024), “Relation between parenting style and confident decision-making in a student population”, PLOS. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0302495
Bu yazı, yukarıdaki CC BY lisanslı araştırma esas alınarak psikoanaliz.net için özgün Türkçe anlatımla hazırlanmış bir uyarlamadır; araştırmanın birebir çevirisi değildir.
[CC BY lisansı](https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/).
**Editör notu:** Sağlık bilgisi genel bilgilendirme amaçlıdır; uzman incelemesi bekleniyor.
Aşırı koruma ile güven verme aynı şey değildir
Bir çocuğa destek olmak, onun yerine hayatı yaşamak anlamına gelmez. Sürekli engelleri kaldırılan, risklerden tamamen uzak tutulan ve karar verme fırsatı sınırlanan çocuk, dünyayı kendi gücüyle deneme şansını kaçırabilir.
Buradaki mesele sevgisizlik değildir. Sorun, sevginin kontrolle karışmasıdır. İyi niyetle yapılan müdahaleler, çocuğun ‘ben yapabilirim’ duygusunu zayıflatabilir.
Yetişkinlikte izleri nasıl görünür?
Yetişkinlikte karar verirken aşırı onay arama, hata yapmaktan çok korkma ya da tek başına adım atmakta zorlanma, bu geçmişin izleriyle ilişkili olabilir. Elbette her insanın hikâyesi farklıdır. Yine de kendi çocukluğuna dönüp bakmak, bugünkü tereddütleri anlamayı kolaylaştırır.
İyileşme için geçmişi suç listesine çevirmek gerekmez. Daha önemlisi, bugün küçük kararları kendi adına verebilme pratiğini yavaş yavaş kurabilmektir. Güven, çoğu zaman tam da böyle büyür.
Koruma ne zaman müdahaleye dönüşür?
Bir çocuk düşmeden bisiklet sürmeyi öğrenemez. Burada kastedilen, çocuğu tehlikeyle baş başa bırakmak değildir. Yaşına uygun küçük denemeler yapabilmesi ve yanılınca yeniden ayağa kalkmasına yardım edilmesidir. Yetişkin onun yerine her düğümü çözdüğünde, çocuğun kendi becerisini sınama alanı daralır.
Bunun yetişkinlikte nasıl bir iz bırakacağı tek başına ebeveyn davranışından anlaşılmaz. Okul, akran ilişkileri, yaşanan diğer deneyimler ve kişinin mizacı da önemlidir. Yine de geçmişte çok sık duyulan “Bırak, ben yaparım” cümlesinin bugün karar verirken akla gelmesi dikkat çekici bir bağlantı olabilir.
Kendine yeni bir alan açmak
Yetişkin olduğunda kendi kararlarından çekiniyorsan, önce küçük seçimlerle başlayabilirsin. Tek başına bir randevu ayarlamak, yeni bir beceriye girişmek, yardım istemeden kısa bir işi bitirmek. Sonuç mükemmel olmasa bile kendi tercihini yapmış olmak yeni bir deneyimdir.
Geçmişe bakmak suçlu aramak zorunda değildir. Amaç, hangi alışkanlıkların bugün işe yaradığını ve hangilerinin seni sınırladığını ayırt etmektir. İnsan çocukluğundan etkilenir; yine de bugünkü seçimleriyle kendine yeni bir yön açabilir.
Kaynak lisansı: CC BY (PLOS). Türkçe uyarlama; özgün araştırmanın bağlantısı yukarıdadır.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →