4 dakikalık okuma

Babasının Onayını Arayan Yetişkin Neden Kendi Kararından Emin Olamaz?

Emlak Kararı Üzerine Düşünceler

Yeni bir iş teklifi alıyorsun. Maaşı iyi, şartları makul. Sen heyecanlısın. Fakat karar vermeden önce babanın ne diyeceğini düşünüyorsun. Aramıyor, görüşünü sormuyorsun bile. Yine de zihninde onun sesi konuşuyor: “Bu işi yapamazsın”, “Elindeki fırsatı kaybetme”, “Biz senin için daha iyisini biliyoruz.”

Çocuklukta bir ebeveynin fikri çok önemlidir. Çocuk güvenlik ve yön duygusunu bakım veren insanlardan alır. Fakat yetişkinlikte kişinin kendi kararını verirken sürekli dış onay araması yorucu bir hâle gelebilir.

Onay aramak nerede başlar?

Çocuk yaptığı bir resmi gösterdiğinde “Güzel olmuş” cevabını bekler. Bir sorunla karşılaşınca kendisini koruyacak yetişkine döner. Bu doğal bir gelişim parçasıdır. Sorun, yetişkinin her adımı değerlendirmesi ve çocuğun kendi kararını denemesine alan açmamasıdır.

Bir ebeveyn sürekli eleştiriyorsa çocuk “Doğru karar”ı kendi ihtiyacına göre değil, ceza veya memnuniyetsizliği önleyecek seçeneğe göre tanımlayabilir. Yetişkin olduğunda da seçeneklerini değerlendirirken önce “Ben ne istiyorum?” yerine “O ne der?” sorusu gelebilir.

Bu ilişki yalnız babalar için geçerli değildir. Anne, büyükanne, bakım veren başka biri veya ailede söz sahibi olan kişi benzer etki taşıyabilir. Önemli olan kişinin kendi hayatı üzerindeki karar alanının nasıl şekillendiğidir.

Kontrolün yıllara yayılan etkisi

Ergenlikten yetişkinliğe kadar 184 kişiyi izleyen bir araştırma, erken ergenlikte algılanan ebeveyn psikolojik kontrolünün ilerleyen yıllardaki sosyal ve akademik uyum ölçümleriyle ilişkili olduğunu bildirdi. Bulgular, kişinin özerklik geliştirme fırsatlarının önemini gösteriyor. Ancak her bireyin hayatını tek bir ebeveyn davranışıyla açıklamak mümkün değildir.

Ebeveynin niyeti yardım etmek olabilir. “Ben hayatı gördüm, sen zarar görme” diye düşünür. Fakat kararın her ayrıntısını üstlenmek, çocuğun kendi yetkinliğini sınayabileceği alanı daraltabilir. Yardımın miktarı kadar biçimi de önemlidir.

İnsan kendini yalnız verilen onaylarla değerlendirirse, eleştiri karşısında kendi ölçüsünü korumakta zorlanabilir. Sonuç yalnız kararsızlık değildir. Başarının da tadı azalır; çünkü başarı bile başkasının beğenisiyle tamamlanmış gibi hissedilir.

Saygı ile itaat aynı şey değil

Babasını sevmek, onun bütün kararlarını doğru bulmak demek değildir. Yetişkin bir insan aile büyüklerini dinleyebilir, görüşlerini değerlendirebilir ve yine de farklı bir yol seçebilir.

Bu ayrımı konuşmak kolay olmayabilir. Özellikle ailede itirazın saygısızlık olarak görüldüğü bir düzende farklı fikir söylemek büyük gerilim yaratabilir. Oysa sağlıklı bir yetişkin ilişkisi, fikir ayrılığını düşmanlık saymadan sürdürebilmeyi gerektirir.

Kendi kararını vermek demek her kararda yalnız kalmak da değildir. İnsan destek isteyebilir. Fakat desteğin amacı kararın sahibini değiştirmek değil, onun daha bilinçli karar vermesini sağlamaktır.

Başkasının gözüyle yaşamak neden yorucudur?

Bir insan yetişkinlikte kendi kararlarını bile aile toplantısında savunulacak dosyalara dönüştürüyorsa sürekli hazırlanmış hissetmek zorundadır. Hangi işte çalışacağı, kiminle yaşayacağı, parasını nasıl harcayacağı hakkında her an açıklama verecekmiş gibi davranır. Bu durum karar vermeyi geciktirebilir ve sonrasında alınan karardan zevk almayı da zorlaştırabilir. Çünkü sonuç iyi olsa bile önemli soru yine aynıdır: “Onaylandı mı?”

Oysa yetişkin ilişkisinin içinde fikir ayrılığına yer olmalıdır. Aile büyükleri deneyimlerini paylaşabilir. Çocuklar artık büyüdüklerinde farklı deneyimler edinebilir. Her iki tarafın da birbirini dinlemesi, aynı kararı vermelerini gerektirmez. Saygının tek ölçüsü itaat olursa gerçek konuşma alanı daralır.

Kendi kararını verme becerisi yalnız büyük dönemeçlerde gelişmez. Günlük alışkanlıklarda da deneyim kazanılır. Bir yolculuğu planlamak, bütçe oluşturmak, iş görüşmesine hazırlanmak, bir sorun çıktığında ilk çözümü kendin araştırmak bu beceriyi güçlendirebilir. Hata yapma ihtimali ise gelişmenin karşıtlığı değil parçasıdır.

Geçmişte eleştirilmiş olmak, gelecekte her kararı aynı korkuyla vermek zorunda olduğun anlamına gelmez. Kendi değerlerini yazmak, farklı görüşleri dinlemek ve son kararı neden verdiğini kendine açıklamak işe yarayabilir. Aileyle bağ sürerken yetişkin sorumluluğunu üstlenmek mümkündür. Kendi hayatının sahibi olmak, sevdiklerini geride bırakmak değil; onlarla yeni bir ilişki kurmaktır.

Bir ebeveynle geçmişte yaşanan anlaşmazlığı çözmek için her şeyi tek bir görüşmede açıklamak gerekmez. Önce hangi konularda bağımsız hareket etmek istediğini belirleyebilirsin. Sonra beklentini kısa ve saygılı biçimde ifade edebilirsin. Karşılık hemen olumlu olmayabilir. Ama yetişkin sorumluluğunu adım adım üstlenmek, kendi karar gücünü pekiştirebilir.

İçindeki sesi yeniden ayırmak

Bir karar verirken üç soruyu yazmayı dene: Benim istediğim ne? Ailemin beklediği ne? İkisi hangi noktada gerçekten ayrılıyor? Bu küçük ayrım, otomatik suçluluk hissinin kararını yönetmesini azaltabilir.

Daha sonra küçük seçimlerde kendi sorumluluğunu üstlen. Hata yaparsan sonucu öğren. İşler iyi giderse başarıyı yalnız bir başkasının onayına bağlama. Kendi kararına güven, çoğu zaman karar verip sonucuyla yaşamayı öğrendikçe güçlenir.

Aileden gelen seslerin tümünü susturmak gerekmiyor. Yararlı öğütler kalabilir. Fakat hayatının tek karar mercii artık o sesler olmak zorunda değil.

Yetişkinlik, geçmişe saygısızlık etmek değildir. Geçmişten gelenleri değerlendirip kendi hayatına ait bir yön seçebilmektir.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.