Olay Bittikten Sonra “Ben Zaten Biliyordum” Demek Neden Kolay?

Grafiklerle Yoğun Ofis Toplantısı

Maç bittikten sonra tribünde biri “Bu sonuç belliydi” der. Fakat aynı kişiye maç başlamadan önce sorsaydın belki iki takımın da kazanabileceğini söyleyecekti. İş yerinde başarısız olan bir projeden sonra “Zaten bu planın tutmayacağını biliyordum” cümlesi sık duyulur. Sonucu öğrendikten sonra geçmişte ne düşündüğümüzü yeniden kurma eğilimimiz vardır. Üstelik bu değişimi fark etmeden, eski tahminimizin hep net olduğuna inanabiliriz.

İnsanın hafızası yaşananları olduğu gibi saklayan bir kamera değildir. Yeni bilgiler eskilerini nasıl anlattığımızı etkileyebilir. Bir olayın sonucu önümüzde dururken o sonuca götüren işaretler daha belirgin görünür. O sırada bilinmeyenler, rakip ihtimaller ve belirsizlik hissi arka plana çekilir. Geriye bakınca yol dümdüz görünür; o yolu yürürken ise pek çok kavşak vardı. Psikolojide bu duruma sonradan bilmişlik yanlılığı deniyor.

Sonucu bilmek geçmişi nasıl değiştirir?

Düşün ki arkadaşın yeni bir işe girdi ve altı ay sonra ayrıldı. Ayrıldıktan sonra başlangıçtaki küçük tereddütlerini hatırlayıp “Ben zaten orada duramayacağını anlamıştım” diyebilirsin. Oysa aynı dönemde olumlu işaretler de vardı. Yeni ekipten memnundu, aldığı teklif iyiydi, iş yerini merakla anlatıyordu. Sonucu öğrendikten sonra olumsuz işaretlerin ağırlığı artar. Bu durum seni yalancı yapmaz; belleğin yeni bilgiyle eski değerlendirmeyi birbirine karıştırabildiğini gösterir.

Üç yaşından 95 yaşına kadar katılımcıların incelendiği deneysel bir araştırma, sonradan bilmişlik yanlılığının farklı yaş gruplarında görülebildiğini buldu. Araştırmacılar görsel ve sözel görevlerde, doğru cevabı öğrendikten sonra insanların önceki bilgi durumunu olduğundan daha doğru hatırlayabildiğini gösterdi. Yaş grupları arasında farklar da vardı. Bu çalışma bir ilişkinin bütün hatıralarını açıklamaz; özel tasarlanmış görevlerde bellek ve yargının nasıl etkilendiğine dair kanıt sunar.

Pişmanlığı büyüten görünmez kolaylık

“Nasıl göremedim?” sorusu, geçmişte sahip olmadığın bilgiyi bugünkü kendine teslim ettiğinde acımasızlaşır. Bir kararın sonucunu bildiğin için o kararın öncesindeki belirsizliği küçümseyebilirsin. İş değiştirmeden önce, ev almadan önce veya birine güvenmeden önce elinde olan verilerle sonradan öğrendiklerin aynı değildir. Kendini değerlendirirken bunu ayırmak önemlidir. Aksi hâlde hatadan öğrenmek yerine geçmişteki kendini haksız bir sınava sokarsın; soruların cevapları önceden biliniyormuş gibi davranırsın.

Benzer bir adaletsizlik başkalarına karşı da yaşanır. Birinin zor bir kararını sonuç üzerinden yargılamak kolaydır. “Bunu nasıl kabul etmiş?” demeden önce o sırada ne bildiğini, hangi seçeneklere sahip olduğunu, ne kadar zamanı bulunduğunu düşünmek gerekir. Sonucu bilen kişinin rahatlığı, kararı veren kişinin koşullarını görünmez kılabilir. Bu da hem ilişkilerde hem iş hayatında gereksiz suçlamalara yol açabilir. Olayı doğru anlamak için başlangıçtaki tabloyu yeniden görmeye çalışmak daha dürüsttür.

O günkü notları bugünkü sonuçtan ayırmak

Bir yatırım kararı, bir sınav tercihi veya iş değişikliği düşünürken sonuç öncesi beklentilerini yazmak gelecekte işe yarayabilir. Notlarına yalnızca tahminini değil, ne kadar emin olduğunu da ekle. “Başarılı olma ihtimalini yüksek görüyorum ama ekibin değişmesi riski var” gibi bir cümle, daha sonra neyi gerçekten gördüğünü hatırlatır. Böylece sonuç kötü çıktığında o günkü belirsizliği yok saymazsın. Bu yöntem hataları ortadan kaldırmaz; geçmişteki kendini daha doğru değerlendirmene fırsat verebilir.

Bir başkasının kararını eleştirirken de benzer bir sınır var. Kararı veren kişi sonradan ortaya çıkan bilgiyi bilmiyor olabilir. “O kadar işaret vardı, nasıl anlamadı?” sorusunu sormadan önce işaretlerin hangilerinin o gün açık ve güvenilir olduğuna bak. Sonucu öğrendikten sonra anlam kazanan ayrıntılar, o sırada belirsiz olabilir. Bu ayrım sorumluluğu silmez. Bilerek göz ardı edilmiş riskler ayrıca değerlendirilebilir. Ama gerçek risk değerlendirmesi ile sonradan kesinleşen olayları birbirine karıştırmamak gerekir.

Aile içinde “Ben demiştim” cümlesi çok duyuluyorsa ilişkideki etkisini de düşün. Yanlış yapan kişi zaten hayal kırıklığı yaşayabilir; geçmişte herkesin sonucu bildiğini söylemek öğrenmeyi kolaylaştırmayabilir. Daha yapıcı soru “Bir sonraki sefer neyi farklı değerlendiririz?” olabilir. Hatalardan ders almak, geçmişteki kişiyi küçük düşürmekten farklı bir iştir. Bugünün bilgisini yarının kararlarında kullanmak, onu dünkü benliğine karşı bir suçlama silahına çevirmekten daha değerlidir.

Bugünkü bildiklerinle geçmişteki seçenekleri karşılaştırırken bir şeyi daha ayır: O gün kararın ne kadar acildi? Bir insanın saatler içinde yaptığı seçimle uzun araştırma fırsatı bulunan karar aynı bilgi düzeyinde verilmez. Zaman baskısını unutmak, hatırlama yanlılığını daha da büyütebilir.

Kendine ve başkasına daha adil bakmak

Önemli kararlar öncesinde kısa bir not tutmayı deneyebilirsin: “Bugün bildiklerim bunlar. Şu riskler var. Şu seçeneği şu nedenle tercih ediyorum.” Sonuç kötü çıkarsa o kayda dönmek, zihninin önceki beklentileri değiştirme eğilimini fark etmene yardım edebilir. Kararın yanlış olması ile o günkü bilgilerle mantıksız olması aynı şey değildir. Her iyi karar iyi sonuçlanmaz; her kötü karar da hemen kötü sonuç vermez. Şans, koşullar ve sonradan gelişen olaylar değerlendirmeyi etkiler.

Geçmişi yeniden anlamlandırmak insan için doğal bir süreçtir. Bunu tamamen engellemek mümkün olmayabilir, gerekli de değildir. Fakat “Her şey belliydi” cümlesi çok kolay ağzından çıktığında dur. Belki bugün daha fazla bilgiye sahipsin. Bu bilgi öğrenmeni sağlayabilir. Yeter ki bugünkü bilginin gölgesi, dünkü belirsizliğin üzerini tamamen örtmesin.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.