Aklına rahatsız edici bir görüntü geldi. Onu düşünmek istemiyorsun. Hemen dikkatini başka yere çevirmeye çalıştın. Bir süre sonra aynı düşünceyi hatırladın ve kendine kızdın: “Neden hâlâ aklımda?” Artık seni yoran yalnız düşüncenin kendisi değil, onu yaşadığın için kendine verdiğin hüküm.
İnsan zihninde beliren her içeriği seçmez. İstenmeyen bir düşüncenin gelmesi, onu istediğini veya gerçekleştireceğini göstermez. Düşünce ile niyet arasındaki bu ayrım önemlidir.
Zihin her çağrıyı davetle göndermez
Gün içinde çok sayıda düşünce ve görüntü belirir. Bir kısmı işe yarar, bir kısmı anlamsızdır, bir kısmı korkutucudur. Zihnin bu üretkenliğini tamamen kontrol etmek mümkün değildir. Fakat düşüncelere verdiğin anlam ve ardından yaptığın davranış değişebilir.
Korkutucu bir düşünce geldiğinde “Bu düşünceyi neden ürettim?” diye kendini sorgulayabilirsin. Böyle bir sorgulama, sıradan bir zihinsel olayı karakterin hakkında ağır bir soruşturmaya çevirebilir. Kişi düşüncenin içeriğinden çok, onu yaşamanın ne anlama geldiğinden korkmaya başlar.
Bastırmak her zaman aynı sonucu vermez
Düşünce bastırma üzerine yeni bir derleme, alandaki iki büyük deneysel yaklaşımı karşılaştırdı. Bazı çalışmalarda istenmeyen düşünceleri kısa süre bastırmak etkili olabiliyor. Düşüncenin daha sonra mutlaka daha güçlü döneceği iddiası ise bütün koşullarda doğrulanmış değil. Bulgular kişi, yöntem ve bağlama göre değişiyor.
Bu ayrım önemli. “Bir şeyi düşünmemeye çalışırsan kesin daha çok düşünürsün” demek bilimsel tabloyu fazla basitleştirir. Asıl sorun kişinin düşünceyle kurduğu mücadele biçiminin günlük hayatı ne kadar etkilediği olabilir.
Düşünceye anlam yüklemek acıyı artırabilir
Bir anne istemediği bir zarar verme görüntüsü yaşadığında korkuya kapılabilir. Bir kişi inancına aykırı bir düşünce geldiğinde kendinden utanabilir. Bu örnekler tek başına kişinin ne yapacağını göstermez. Düşüncenin istemsiz oluşu ve kişinin onu nasıl değerlendirdiği ayrı sorulardır.
Özellikle sürekli kontrol etme, güvence arama veya zihinsel ritüeller eşlik ediyorsa durum obsesif kompulsif belirtiler açısından değerlendirmeyi gerektirebilir. Burada tanıyı internet yazısı değil, nitelikli klinik görüşme belirler.
Düşünceyle mücadeleden bir adım uzaklaş
Düşünce geldiğinde kendine “Bu benim aklımdan geçen bir düşünce” demeyi deneyebilirsin. Sonra bedenine, bulunduğun odaya veya yapmakta olduğun işe dön. Amaç düşünceyi zorla silmek değil, onun tek gündem hâline gelmesini engellemek.
Bu yöntem herkes için aynı sonucu vermez. Yoğun sıkıntı, tekrar eden ritüeller, kaçınma veya belirgin işlev kaybı varsa kanıta dayalı psikoterapi yaklaşımları için bir uzmana başvurmak önemlidir.
Düşünceden korkmak, düşünceyi tehlike ilan eder
İstenmeyen bir düşünce geldiğinde onu hemen kontrol etmen gerektiğine inanabilirsin. “Bir daha aklıma gelmemeli” dedikçe gün içinde düşünceyi izlemeye başlarsın. Onun gelip gelmediğini kontrol etmek bile zihninde aynı içeriğe dikkat vermek anlamına gelebilir. Böylece asıl sıkıntı, düşüncenin varlığı kadar onunla ilgili alarm sistemine dönüşür.
Burada amaç hiçbir şeyi bastırmamayı öğrenmek değildir. İnsan günlük hayatta dikkatini yönetir, bazı düşünceleri erteler ve farklı görevlerle ilgilenir. Sorun, belirli bir düşüncenin ortaya çıkmasını kişisel felaket gibi değerlendirdiğinde büyür. Düşünceyi zihninde geçici bir olay olarak görmek için kendine alan açmak bu yüzden önemlidir.
Ritüel ile sağlıklı tedbir aynı şey değil
Kapıyı kilitleyip çıktığında bunun yapıldığını bilirsin. Fakat tekrar tekrar dönüp aynı kontrolü yapmak, geçici rahatlama uğruna yaşamını kısıtlıyorsa değerlendirme gerekir. Aynı durum zihinsel tekrarlar ve sürekli güvence arama için de geçerlidir. Yalnız düşüncenin konusu değil, onun ardından gelen davranışın yoğunluğu da önemlidir.
İnternetten okunan tek bir yazıyla OKB veya başka bir rahatsızlık tanısı konmaz. Sıkıntı belirginleştiğinde bir klinisyenin değerlendirmesi gerekir. İnsanların düşünce deneyimleri çeşitlidir; bütün rahatsız edici düşünceleri tek bir açıklamaya sığdırmak doğru değildir.
Korkutucu düşünceler hakkında doğru bilgi önemli
Bir düşünceyi yaşadığın için kendine tanı koyma. Özellikle internette kısa açıklamalara bakıp her örneği kendi hayatına uygulamak kaygıyı artırabilir. Ruh sağlığıyla ilgili belirtiler süreleri, bağlamları ve günlük hayata etkileriyle birlikte değerlendirilir. Tek bir düşünceye bakılarak güvenilir sonuca ulaşılamaz.
Rahatsız edici düşüncelerini bir uzmana anlatmaktan utanabilirsin. Fakat klinik değerlendirme, kişinin istemsiz düşünceleriyle gerçek niyetini ayırmayı da içerir. Destek aramanın amacı seni yargılamak değil, sıkıntının nasıl oluştuğunu ve hangi yaklaşımın uygun olduğunu anlamaktır. Zihninden geçen her şeyi tek başına çözmek zorunda değilsin.
Bir düşüncenin rahatsız edici olması, senin onunla ilgili bütün soruları hemen cevaplaman gerektiğini göstermez. Belirsizliği taşımak da öğrenilebilir. Günlük hayatına dönebildiğin her an, zihninde beliren içeriğin bütün davranışlarını yönetmek zorunda olmadığını görürsün.
Düşüncenin varlığı karar değildir
Bir düşüncenin gelmesiyle ona göre davranmak arasında seçim alanı vardır. Korkutucu bir görüntü yaşamak, onu gerçek bir tehlike olarak görmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Zihin tuhaf şeyler üretebilir; bu insan olmanın parçalarından biridir.
Kendini sırf aklından geçenler yüzünden yargıladığında, hiç seçmediğin bir içerik için ağır bir bedel ödersin. Daha gerçekçi yaklaşım, düşüncenin varlığını davranışın ve kimliğin yerine koymamaktır. İçinden geçen her cümle hayatının yönetmeni olmak zorunda değil.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →