Zihin Neden Cevabı Olmayan Soruları Tekrar Tekrar Düşünür?

Tramvay Penceresinde Düşünceler

Bir konuşma bitti. Karşındaki kişi çoktan günlük hayatına döndü. Sen hâlâ aynı cümleyi inceliyorsun.

“Orada neden öyle dedi?”

“Acaba başka türlü cevap verseydim ne olurdu?”

Zihin aynı sahneyi yeniden oynatıyor. Ama her tekrar sana yeni bir bilgi getirmiyor.

Düşünmekle dönüp durmak arasında fark var

Bir sorunu düşünürsün, seçenekleri değerlendirirsin, karar alırsın. Bu düşünce işe yarar. Bir de aynı meseleyi hiçbir yeni sonuca varmadan yeniden yeniden çevirme hâli vardır. Psikolojide buna ruminasyon denir.

2019'da yayımlanan iki çalışmada belirsizliğe tahammül güçlüğü, tekrar eden olumsuz düşünceler ve depresif belirtiler arasındaki bağ araştırıldı. Bir çalışma anlık ölçümlere, diğeri iki aylık takibe dayanıyordu. Bulgular, belirsizlikle baş etmekte zorlanan kişilerde tekrarlayan düşünmenin depresif belirtilerle ilişkili bir yol olabileceğini gösterdi.

Bu ilişki, kafasına takılan her insanın depresyona gireceği anlamına gelmiyor. Fakat zihnin sürekli aynı soruya dönmesinin yıpratıcı bir etkisi olabileceğini hatırlatıyor.

Her soru hemen cevaplanamaz

Birinin seni sevip sevmediğini, iş görüşmesinin sonucunu, gelecekte ne olacağını aynı anda bilemezsin. Bu boşluk rahatsız edebilir. Zihin boşluğu kapatmak için yorum üretir. Ürettiği yorum doğru olmak zorunda değildir.

Önemli soru şu: “Şu an yaptığım şey beni bir karara yaklaştırıyor mu, yoksa yalnız aynı korkunun etrafında mı döndürüyor?”

Cevap ikincisiyse düşünceyi zorla susturmaya çalışmak yerine dikkatini gerçek bir eyleme yöneltebilirsin. Bilgi alman mümkünse sor. Yapabileceğin bir adım varsa at. Ortada yapılacak bir şey yoksa belirsizliğin varlığıyla yaşamayı öğrenmek gerekir.

Çıkış, her şeyi çözmek olmayabilir

İnsanın bütün sorularına kesin cevap bulduğu bir hayat yok. Buna rağmen hayat devam ediyor.

Belirsizliğin içine karar koymak

Zihnin bir soruya döndüğünde her seferinde yeni bir bakış açısı bulduğunu sanabilirsin. Oysa aynı korkuyu farklı cümlelerle tekrar ediyor olabilirsin. Bu noktada düşüncenin içeriğinden çok ne yaptığına bakmak gerekir.

Örneğin bir iş görüşmesinin sonucunu bekliyorsun. Sonuç üzerinde şu an bir etkin yok. Buna karşılık başka başvurular hazırlayabilir, gününü sürdürebilir, sorulabilecek yeni sorulara çalışabilirsin. Bütün dikkatini tek bir ihtimalin üzerine koymak bu imkânları daraltır.

İnsan beklemeyi sevmez. Netlik rahatlatır. Fakat hayatın önemli kararları çoğu kez eksik bilgiyle verilir. Kendine “Kesin bilmeden hiçbir şey yapamam” dediğinde hareket edebileceğin alanı küçültürsün.

Kafanda dönüp duran düşünceler uzun süredir uykunu, işini veya ilişkilerini etkiliyorsa destek almak yerinde olabilir. Sürekli düşünmek tek başına çözüm planı değildir; çözüm, gerektiğinde düşünceyle eylem arasındaki sınırı görmeyi de gerektirir.

**Düşüncenin uzun sürmesi, onun daha doğru olduğu anlamına gelmez.**

---

**Kaynak ve uyarlama:** Huang ve arkadaşları (2019), “Intolerance of uncertainty fuels depressive symptoms through rumination: Cross-sectional and longitudinal studies”, PLOS. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0224865

Bu yazı, yukarıdaki CC BY lisanslı araştırma esas alınarak psikoanaliz.net için özgün Türkçe anlatımla hazırlanmış bir uyarlamadır; araştırmanın birebir çevirisi değildir.

[CC BY lisansı](https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/).

**Editör notu:** Sağlık bilgisi genel bilgilendirme amaçlıdır; uzman incelemesi bekleniyor.

Belirsizlik düşünceyi besler

Zihnin aynı konuya dönüp durmasının önemli nedenlerinden biri, belirsizliği kapatma isteğidir. ‘Tam olarak ne oldu?’ sorusu cevapsız kaldığında, akıl eksik parçaları tamamlamaya çalışır. Fakat yeterli bilgi yoksa bu süreç çözüme değil, aynı koridorlarda dolaşmaya döner.

Ruminasyonun yorucu tarafı da budur. İnsan düşünce ürettiğini sanır ama çoğu zaman yalnız yıpranır. Enerji harcanır, netlik gelmez.

Döngüyü kırmak için ne yapılabilir?

İlk adım, düşünmenin çözüme mi yoksa dönüp durmaya mı hizmet ettiğini ayırt etmektir. Kendine ‘Şu an yeni bir sonuca yaklaşıyor muyum, yoksa aynı sahneyi mi tekrarlıyorum?’ diye sormak işe yarar. Bu fark edildiğinde dikkat bedene, bulunduğun ana ya da yapılabilir küçük bir işe yöneltilebilir.

Zihni tamamen susturmak çoğu zaman mümkün değildir. Ama onun her çağrısına cevap vermek de gerekmez. Düşüncenin geldiğini fark etmek ve peşinden sürüklenmemek, insanın iç dünyasında ciddi bir alan açar.

Aynı soruyu yüz kez sormak yeni cevap üretmez

Düşüncenin yararlı tarafı, bilgi toplaması ve seçenekleri netleştirmesidir. Aynı sahneyi defalarca oynatmak ise yeni bilgi getirmeyebilir. Bir konuşmadan sonra “Acaba yanlış mı söyledim?” diye düşünmekle, aynı cümleyi gece boyunca çözmeye çalışmak arasında bu fark vardır. Birinde değerlendirme yaparsın, diğerinde zihnin dar bir daireye sıkışır.

Kendine küçük bir sınır koyabilirsin: Bu soruyla ilgili bugün gerçekten yapabileceğim bir şey var mı? Varsa onu belirle. Yoksa yeni bir cevaba ulaşmış gibi görünmek için kendini aynı düşünceye geri çağırma. Dikkati başka bir işe yöneltmek sorunu küçümsemek değildir; çözümsüz tekrarın ağırlığını azaltmaktır.

Bir konuya takılı kalmak günlük yaşamını, uykunu veya ilişkilerini belirgin biçimde etkiliyorsa bu güçlük profesyonel destekle ele alınabilir. Zihnin yorulması karakter zayıflığı değildir. Anlaşılmayı hak eden bir deneyimdir.

Kaynak: Huang ve arkadaşları (2019), “Intolerance of uncertainty fuels depressive symptoms through rumination: Cross-sectional and longitudinal studies”, PLOS. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0224865.

Kaynak lisansı: CC BY (PLOS). Türkçe uyarlama; özgün araştırmanın bağlantısı yukarıdadır.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.