Akşam markettesin. Rafın önünde iki makarna paketi var. Birini alıp çıkmak istiyorsun ama hangisini seçeceğine karar veremiyorsun. Gün içinde önemli toplantılar yaptın, mesajlara yetiştin, aralıksız küçük sorunlar çözdün. Şimdi sıradan bir seçim bile gereğinden büyük görünüyor.
İnsan kendi zihinsel yorgunluğunu çoğu zaman yanlış yorumlar. “Ne istediğimi bilmiyorum” der. Oysa mesele ne istediğini hiç bilmemek değil, üst üste seçim yapmanın yarattığı yük olabilir.
Her karar görünmeyen bir çaba ister
Bir kararın kolay olması, hiçbir zihinsel kaynak kullanmadığı anlamına gelmez. Günlük hayatta hangi mesaja önce yanıt vereceğini, neye para harcayacağını, hangi konuşmayı erteleyeceğini, hangi sorunun acil olduğunu sürekli ayırırsın. Bu işlemlerin çoğu bir başarı hikâyesine dönüşmez. Yalnız yapılır ve unutulur.
Karar vermenin zor tarafı seçeneklerin sayısından ibaret değildir. Her seçenekle birlikte sonuçları değerlendirmek, hata riskini tartmak ve sorumluluğu üstlenmek de gerekir. Bir seçim yanlış çıkarsa bunu telafi edebilir miyim? Başkası ne düşünür? Vaktim yeter mi? Sıradan görünen bir öğleden sonra, bu sorularla dolabilir.
Karar yorgunluğunu tek bir sihirli formülle açıklayamayız
Karar yorgunluğu üzerine yayımlanan bir derleme, farklı alanlardaki 23 çalışmayı inceleyerek zihinsel, örgütsel ve çevresel etkenleri birlikte değerlendirdi. Sonuçlar, tekrar eden seçimlerin ve yoğun koşulların karar verme süreçleriyle ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. Ancak bu kavramın her durumda aynı biçimde ölçüldüğünü ya da kararların belli bir sayısından sonra herkesin zorlanacağını söylemek mümkün değil.
Önemli olan kendi günündeki örüntüyü yakalamak. Sabah kolayca verdiğin kararları akşam uzatıyor musun? Çok yoğun günlerde küçük bir değişiklik bile seni öfkelendiriyor mu? Karşına yeni seçenek çıktığında rahatlamak yerine daha fazla mı sıkışıyorsun?
Çok seçenek her zaman özgürlük değildir
Bir yemek uygulamasında yüzlerce seçenek vardır. İlk bakışta büyük rahatlık. Fakat insan yorgunken bu bolluk yeni bir göreve dönüşebilir: Her restoranı karşılaştırmak, yorumları okumak, fiyatları düşünmek, sağlıklı olanı seçmeye çalışmak. Sonunda aç olduğu hâlde yemek seçmekten vazgeçersin.
Bu, teknolojiyle ilgili tek başına bir sorun değil. Aynı şey işte, evde, alışverişte ve ilişkilerde yaşanabilir. Özellikle “Yanlış seçim yapmamalıyım” baskısı seçim süresini uzatır. Bütün olasılıkları görmeden ilerlemeye izin vermediğinde, en küçük karar bile açık uçlu bir sınava dönüşür.
Önemsiz kararları sadeleştir
Hayatın önemli meselelerine enerji ayırabilmek için küçük kararları önceden düzenlemek işe yarayabilir. Her sabah aynı kahvaltıyı yapmak zorunda değilsin. Fakat her gün yeniden düşünmek istemediğin birkaç tercihi sabitleyebilirsin. Alışveriş listesi, temel çalışma saatleri, dinlenme rutini gibi basit sınırlar dikkati korur.
Asıl kararın hangisi olduğunu belirlemek de önemlidir. Her ayrıntıyı mükemmelleştirmek yerine “Bu seçim geri alınabilir mi?” diye sor. Geri alınabilecek seçimlerde kusursuz sonucu aramak, çoğu zaman harcanan enerjiye değmez.
Önemli kararların zamanını seç
Gün boyu zor konularla uğraştıktan hemen sonra ilişki, para veya iş hakkında büyük karar vermek zorunda değilsen kısa bir ara yararlı olabilir. Burada amaç her kararı ertelemek değil, zihinsel yükün karar kalitesini etkileyebileceğini kabul etmektir. Uykusuz, aç veya yoğun stres altındayken aldığın kararları yeniden gözden geçirmek için kendine alan bırak.
Büyük kararları birkaç soruya indirgemek işe yarar: “Benim için vazgeçilmez olan ne?”, “Hangi seçenek bunu koruyor?”, “En kötü gerçekçi sonuçla nasıl baş ederim?” Her küçük ayrıntıyı hesaplamak yerine kararın temel ölçütlerini belirlemek, dağınık seçenekleri toparlar.
Başkalarına da seçim alanı bırak
Bir ailede bütün küçük kararları tek kişi veriyorsa onun zihinsel yükü görünmez kalır. Ne pişirilecek, hangi gün alışveriş yapılacak, hangi faturanın günü geldi, kimin randevusu var? Bu işleri yalnız hatırlamak bile emek ister. “Söyle de yapayım” demek yardım teklifidir ama planlama sorumluluğunu yine aynı kişide bırakabilir.
Daha adil paylaşımda yalnız uygulama değil, takip ve karar verme de bölüşülür. Bir kişi alışveriş listesini hazırlarken diğeri randevuları düzenleyebilir. Böylece görünmez karar yükü tek bir kişinin zihninde birikmez. Karar yorgunluğunu azaltmanın yolu her zaman daha iyi bireysel disiplin değildir; çevredeki iş bölümünü değiştirmek de güçlü bir adımdır.
Her yorgunluk karar yorgunluğu değildir
Bir süredir hiçbir konuda karar veremiyor, eskiden kolay yaptığın işleri sürdüremiyor veya sürekli unutkanlık yaşıyorsan bunu yalnız yoğun bir güne bağlamamalısın. Uyku sorunları, ilaç etkileri, ruhsal güçlükler ve çeşitli sağlık durumları da dikkatle karar vermeyi etkileyebilir. Uzun süren veya günlük hayatı bozan belirtilerin nitelikli değerlendirilmesi gerekir.
Karar verirken zorlanmanın nedenini araştırmak, kendine etiket yapıştırmaktan daha yararlıdır. “Ben kararsız biriyim” hükmü yerine hangi koşullarda zorlandığını gözlemleyebilirsin. Sabah ile akşam arasında fark var mı? Açken veya acele ederken ne oluyor? Zihnin hangi görevlerden sonra daha çabuk doluyor? Kendi örüntünü görmek, ihtiyaç duyduğun düzenlemeyi seçmeni kolaylaştırır.
Yorgun zihinle kendin hakkında hüküm verme
Kararsız bir akşamı bütün karakterinin özeti sayma. Dinlenmek, uyumak, açlığını gidermek ve seçenekleri azaltmak karar verme yükünü hafifletebilir. Ancak uzun süren dikkat güçlüğü, çökkünlük ve işlev kaybı varsa bunu sırf yoğunluğa bağlamamak gerekir.
İnsan ne zaman duracağını bilmediğinde bütün seçenekler aynı aciliyetle karşısına dikilir. Oysa her sorunun bugün çözülmesi gerekmiyor. Bir kararın ertesi sabaha kalması, her zaman başarısızlık değildir. Kimi kararlar için daha az seçenekten önce daha çok dinlenmeye ihtiyacın vardır.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →