Yeni Bir İşe Başlayınca Neden Herkesi Kandırıyormuş Gibi Hissedebilirsin?

Düşünceli Bir Toplantı Anı

İlk haftan. Toplantıda herkes bir şeyler biliyormuş gibi konuşuyor, sen not almaya çalışıyorsun. Müdürün iyi bir iş çıkardığını söylediğinde sevinmek yerine içinden “Biraz daha beklesin, ne kadar yetersiz olduğumu anlayacak” cümlesi geçiyor. Oysa seni buraya getiren özgeçmiş, deneyim ve görüşmelerin gerçekti.

İnsanın başarısını şansa, çevresindeki insanların yanılmasına ya da bir gün bozulacak güzel bir tesadüfe bağlaması psikolojide sahtekârlık fenomeni adıyla tartışılır. Bu resmî bir hastalık tanısı değildir. Yetenekli ve çalışkan insanlarda da görülebilen, kendi yeterliğini kabul etmekte zorlanma deneyimidir.

Yeni ortamda eski ölçüler işe yaramayabilir

Bir işte deneyim kazanmak, o işin bütün parçalarını ilk günden bilmek değildir. Yeni şirkette kullanılan kısaltmalar, ekip içindeki şakalar, yazılı olmayan kurallar ve kimden hangi konuda yardım isteneceği öğrenilir. Bunları bilmemen mesleğini bilmediğin anlamına gelmez. Yine de yeni gelen kişi çoğunlukla kendi eksiklerini başkalarının rahat görünmesiyle karşılaştırır.

Burada görünmeyen bir bilgi farkı vardır: Kendi kafanın içindeki soruları duyarsın, diğer insanların sorularını duymazsın. Arkadaşının da toplantıdan önce notlarına baktığını, yöneticinin de önemli bir kararda tereddüt ettiğini bilmeyebilirsin. Böylece kendini tek acemi kişi sanmak kolaylaşır.

2025 tarihli bir şemsiye derleme, bu fenomen hakkında yayımlanan derlemeleri bir araya getirdi. Araştırmacılar kavramın tanımı ve ölçülmesinde tutarsızlıklar olduğunu; iş yeri kültürü, hiyerarşi ve mükemmeliyetçilik gibi etkenlerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Bu önemli: Konuyu yalnızca kişinin öz güven eksikliği diye anlatmak, ortamın payını gözden kaçırabilir.

Çok çalışmak her zaman şüpheyi bitirmez

Kendini yetersiz hisseden biri iki kat hazırlanabilir. Başardığında “Zaten çok çalıştım, bu sayılmaz” diye düşünür. Hata yaptığında ise o hatayı baştan beri haklı olduğunun kanıtı sayar. Böylece başarı da başarısızlık da aynı olumsuz inancı besler. Bu döngü uzun sürdüğünde insanın emeğini küçültmesi ve sürekli teyit araması yorucu olabilir.

Bir e-postayı on kez kontrol etmek, herkes çıktıktan sonra masada kalmak veya soru sormamak ilk bakışta özveri gibi görünebilir. Fakat sürekli korkuyla yapılıyorsa çalışma hayatının keyfini azaltabilir. Üstelik yardım istemekten kaçındıkça öğrenme yavaşlayabilir. Kimse tüm soruları bilerek işe başlamaz.

Başarıyı görünür kılmak böbürlenmek değildir

Küçük bir kayıt tut: Hangi problemi çözdün, neyi ilk kez öğrendin, hangi konuda yapıcı geri bildirim aldın? Bu liste “Ben kusursuzum” demek için değil; zihninin yalnızca hataları toplamasını önlemek için var. Olumlu geri bildirimi duyduğunda otomatik olarak “Şansım yaver gitti” demek yerine tam olarak ne yaptığını yaz.

Bir de ortamı değerlendir. Ekipte soru sormak güvenli mi? Hatalar öğrenme fırsatı mı yoksa aşağılama nedeni mi? Sürekli belirsiz beklentiler, küçük düşürücü eleştiriler ve destek eksikliği varsa bütün sorumluluğu kendi psikolojine yükleme. Daha iyi geribildirim istemek, bir rehberle çalışmak veya yöneticiden görev önceliği konusunda netlik almak yararlı olabilir.

Kendi başarını ölçmek için daha adil bir cetvel

Yeni işte birinden daha yavaş olabilirsin. Kıdemli bir çalışma arkadaşının on yılda öğrendiği bilgiyi ilk haftada bilmemek yetersizliğinin kanıtı değildir. Kendini onun bugünkü performansıyla değil, kendi geçen haftaki seviyenle kıyasla. İlk gün hiçbir dosyanın nerede olduğunu bilmiyorken bugün doğru ekibe ulaşabiliyorsan bu da ilerlemedir.

Bir konuda hata yaptığında bütün mesleki kimliğine hüküm verme. “Sunumun üçüncü sayfasında bir veri yanlıştı” demek somuttur. “Ben bu işi yapamıyorum” demek ise tek bir olayı bütün yeteneğine genişletir. Hatanın önemini küçültmeden sorumluluğunu üstlenebilir, düzeltme yapabilir ve neyi öğrenmen gerektiğini belirleyebilirsin.

Geri bildirim isterken genel sorular yerine somut sorular daha yararlı olabilir. “İyi miyim?” diye sorduğunda muğlak bir cevap alabilirsin. “Bu raporun hangi bölümünü güçlendirmem gerekiyor?” sorusu ise uygulanabilir bilgi sunar. Yönetici ve ekip arkadaşlarının da açık, saygılı geri bildirim vermesi gerekir. İş ortamında güven yalnızca çalışan kişinin çabasıyla kurulmaz.

Sürekli yetersizlik duygusunu gizlemek için aşırı mesai yapıyorsan bedene ve ilişkilere binen maliyeti izle. Başarı uğruna uykuyu, dinlenmeyi ve sosyal hayatı feda etmek uzun vadede öğrenmeyi de güçleştirebilir. Sağlıklı bir işe uyum dönemi, hem soru sormayı hem dinlenmeyi içerir. Gerçek yeterlilik her şeyi tek başına bilmek değil, gerektiğinde doğru desteğe ulaşabilmektir.

Yeni işte başarılı bir günü kutlamanın küçük yolu da olabilir: Günü bitirdiğinde öğrendiğin bir yeni terimi, çözdüğün bir sorunu ve ertesi gün soracağın bir soruyu not al. Bu kayıt hem gelişimi görünür kılar hem her şeyi zihninde açık bırakmanı önler. Kıdemli bir çalışandan yardım istemek için “Bunu bilmiyorum, bana gösterebilir misin?” demeyi dene. İnsanlar bu cümleyi kurduklarında çoğu zaman hayal ettikleri kadar sert karşılık almazlar; fakat iş yerinin saygılı olup olmadığını da gerçek tepkilerle değerlendir. Öğrenmek isteyen biri olmak, işi hak etmemek anlamına gelmez.

Yeni işe giren insanın bir süre yabancılık hissetmesi anlaşılır. Bununla birlikte yıllarca çalışıp başarıların karşısında hâlâ “Bir gün beni fark edecekler” korkusuyla yaşamak ağır bir yük oluşturabilir. Bu korku uykunu, ilişkilerini veya işlevselliğini etkiliyorsa profesyonel destek düşün. Öğrenme sürecinde olmakla sahte olmak aynı şey değildir.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.