Bir işi bitirdin. Herkes beğendi. Sen yalnız küçük hatayı gördün.
Bir arkadaşın “Harika olmuş” dedi. İçinden “Daha iyi olabilirdi” diye geçirdin. Başarın geldiğinde rahatlamak yerine bir sonraki kusuru düşünmeye başladın.
İnsanı başarıya götüren titizlik, ne zaman kendisine yönelttiği bir baskıya dönüşür?
Standartla ceza aynı şey değil
Özen göstermek değerlidir. İyi iş çıkarmak istemek de. Fakat kusursuzluk talebi farklı bir şey yapar: Sonucu yeterli bulma hakkını elinden alır.
Hata yaptığında yalnız yaptığın işi eleştirmezsin. Kendini de sorgulamaya başlarsın. Bir sınavın sonucu zekânın, tek bir reddedilme sevilmeye değer olup olmadığının ölçüsüne dönüşür.
2018'de ergenler ve yetişkinlerle yürütülen iki ayrı çalışmada, uyumsuz mükemmeliyetçilik ile depresif belirtiler arasındaki ilişki incelendi. Kendisine daha anlayışlı yaklaşabilen kişilerde bu ilişkinin daha zayıf olduğu görüldü. Araştırma, öz şefkatin tek başına tedavi olduğunu göstermedi; ama insanın kendisine davranma biçiminin önemli olabileceğini ortaya koydu.
Kendine konuştuğun dil
Yakın bir arkadaşın hata yaptığında ne dersin? “Sen zaten hiçbir şeyi beceremiyorsun” mu? Yoksa “Nerede zorlandığını bulalım” mı?
İkinci cümle hatayı inkâr etmez. Hatanın insanın bütün değerini belirlemesine izin vermez.
Kendine şefkat göstermek, her yaptığını onaylamak değildir. Sorumluluk almakla kendini cezalandırmak arasında ayrım kurmaktır. Eksikliği görebilir, düzeltebilir, sonra hayatına devam edebilirsin.
Bitmiş bir iş gerçekten bitebilir mi?
Kusursuzluğu şart koşan zihin hiçbir dosyayı tam olarak kapatamaz. Bir cümle, bir sunum, bir görüşme, bir fotoğraf… Hepsi yeniden değerlendirilmek ister.
Bugün bitirdiğin bir şeye dönüp şu soruyu sor: “Bu işi geliştirebilir miyim?” Ardından ikinci soruyu ekle: “Yeterince iyi olduğu noktayı kabul edebilir miyim?”
Bir başkasının ölçüsüyle yaşamak
Kusursuzluk baskısının zor tarafı, ölçünün sürekli yer değiştirmesidir. Geçen yıl hayalini kurduğun başarıya ulaşırsın; şimdi onu sıradan görürsün. Yeni bir hedef belirlemek sorun değildir. Sorun, hayatında hiçbir şeyin tatmin duygusuna dönüşmesine izin vermemektir.
İnsan kendisiyle yalnız başarı anlarında iyi anlaşırsa başarısızlığı bütün varlığına yönelmiş bir tehdit gibi algılayabilir. O yüzden kendine gösterdiğin anlayışı yalnız zor günlerde değil, günlük alışkanlıklarında da düşünmek gerekir.
Bir projede hata bulduğunda onu düzelt. Bir insanı kırdıysan sorumluluk al. Fakat olayın ardından kendi değerini tartışmaya açma. Davranışın değişebilir; insan olarak değerin tek bir sonuçla ölçülemez.
Bugün bir işi bitirdiğinde küçük bir deneme yap: Eksikleri not al, ardından iyi yaptığın üç somut şeyi de yaz. Olumlu düşünmeye zorlandığın için değil, değerlendirmenin yalnız eksikleri saymaktan ibaret olmadığını görmek için.
**İyi olmak için kendine düşman olman gerekmiyor.**
---
**Kaynak ve uyarlama:** Ferrari ve arkadaşları (2018), “Self-compassion moderates the perfectionism and depression link in both adolescence and adulthood”, PLOS. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0192022
Bu yazı, yukarıdaki CC BY lisanslı araştırma esas alınarak psikoanaliz.net için özgün Türkçe anlatımla hazırlanmış bir uyarlamadır; araştırmanın birebir çevirisi değildir.
[CC BY lisansı](https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/).
**Editör notu:** Sağlık bilgisi genel bilgilendirme amaçlıdır; uzman incelemesi bekleniyor.
Mükemmeliyetçilik görünenden daha ağır bir yük taşır
Dışarıdan bakıldığında mükemmeliyetçi insanlar düzenli, çalışkan ve başarılı görünebilir. İçeride yaşanan deneyim ise çok daha farklıdır. Yapılan iş hiçbir zaman tamamlanmış gibi hissettirmez. Küçük bir eksik, koca emeğin önüne geçer. Başarı rahatlatmak yerine bir sonraki sınavın habercisine dönüşür.
Böyle bir düzende insan yalnızca yorulmaz; kendine karşı da sertleşir. Başkalarına gösterdiği anlayışı kendinden esirger. Sonunda yapılan işin niteliği değil, iç konuşmanın acımasızlığı belirleyici hâle gelir.
‘Yeterince iyi’ fikri neden güçlüdür?
Kusursuzluk iddiası kulağa büyük gelir ama çoğu zaman üretimi tıkar. ‘Yeterince iyi’ düşüncesi ise işi küçültmez; tamamlanabilir kılar. Bir yazıyı teslim etmek, bir projeyi bitirmek, bir konuşmayı olduğu hâliyle kabul etmek, insanın ilerleyebilmesi için gereklidir.
Bu yaklaşım özensizlik değildir. Tam tersine, emeği yalnız hata aramak için değil sonuç üretmek için kullanmaktır. İnsan kendini yalnız eksikleriyle değerlendirmediğinde, gücü daha dengeli kullanır. Böylece başarı bir ceza sistemine değil, gelişme alanına dönüşür.
Başarıyı kutlayamayan bir zihin
Bir sınavdan yüksek puan aldığında aklına ilk gelen şey neden kaçırdığın birkaç soru? İşini zamanında bitirdiğinde neden yalnız küçük ayrıntıları düşünüyorsun? Mükemmeliyetçiliğin yorucu tarafı, başarıyı geçersiz kılacak yeni bir kusur bulma alışkanlığıdır. Böyle bir düzende hedefe varmak dinlenme sağlamaz; yeni bir denetimin başlangıcına dönüşür.
Burada kendine şunu sormak gerekir: Aynı işi çok sevdiğin bir arkadaşın yapsaydı ona da bu kadar sert davranır mıydın? Çoğu insan başkasının emeğini görebildiği hâlde kendi emeğine aynı hakkı vermez. Bu fark, yüksek standartları bırakmanı değil, onlara insan ölçüsü eklemeni gerektirir.
Hata, bir işin geliştirilebilecek yanını gösterir. Kişinin bütün değerini ölçmez. İşi değerlendirirken bu çizgiyi koruyabilmek, yalnız başarı için değil uzun vadeli çalışma isteğini sürdürebilmek için de önemlidir.
Kaynak lisansı: CC BY (PLOS). Türkçe uyarlama; özgün araştırmanın bağlantısı yukarıdadır.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →