Özgüven Neden Her Gün Aynı Güçte Hissettirmez?

Gün Batımında Sahil Yogası

Geçen hafta bir toplantıda rahatça konuştun. Fikirlerini savundun, insanların yüzüne baktın, kendini iyi hissettin. Bugün aynı odada sesin kısılıyor. Birisi seni dinlemediğinde hemen içine çekiliyorsun. “Özgüvenim nereye gitti?” diye soruyorsun.

İnsan kendine güvenmeyi sabit bir düğme gibi düşünmek ister. Açıldığında hep açık kalacak, kapandığında da çalışmayan bir beceri sanır. Oysa kendimizi değerlendirme biçimimiz deneyimlerden, ilişkilerden ve o günkü ruh hâlimizden etkilenebilir.

Kendine güvenmek her şeyden emin olmak değildir

Özgüven, her konuda yetenekli olduğunu düşünmek değildir. Bir işi henüz bilmiyorsan öğrenebileceğine inanmak, hata yaptığında kendini tamamen silmemek ve yeni bir durumun içinde kalabilmektir. Bu güven, gösterişli konuşmalardan daha sessiz biçimde de ortaya çıkabilir.

Bir insan kalabalıkta rahat, yakın ilişkilerde çekingen olabilir. İşinde kararlı davranırken beden görünüşü konusunda kendisini eleştirebilir. Bu çelişki kişiliğin sahte olduğu anlamına gelmez. Farklı alanlarda farklı deneyimlerin ve beklentilerin etkili olduğunu gösterir.

Benlik saygısı ile kendine şefkat aynı şey değil

Benlik saygısı, genel olarak kendin hakkında yaptığın değerlendirmeyle ilgilidir. Kendine şefkat ise zorlandığında kendine nasıl yaklaştığınla. İyi bir sonuç aldığında kendini değerli hissetmek kolaydır. Asıl sınav, başarısız olduğunda kendine ne söylediğindir.

İki kavramın ruhsal iyi oluşla ilişkisini inceleyen bir meta-analiz, 76 çalışmayı ve 35 binden fazla katılımcıyı değerlendirdi. Benlik saygısı ile öz şefkat arasında bağlantı bulundu; ancak bunlar tek bir özellik gibi ele alınmadı. Bu ayrım günlük hayatta da görünür: Başarını sevebilir ama hata yaptığında kendine acımasız davranabilirsin.

Tek bir gün kim olduğunu söylemez

Uyumadığın, hasta olduğun, zor bir haber aldığın veya beklenmedik bir eleştiri duyduğun günlerde kendini daha kırılgan hissedebilirsin. Böyle bir sabahı “Ben özgüvensizim” diye kalıcı bir kimlik cümlesine dönüştürmek adil değildir.

Duygu geçicidir, kimliğin tamamı değil. Bugünkü çekingenliğin değerinin azaldığını kanıtlamaz. Kendine güvenmek, her gün aynı güçte hissetme zorunluluğundan kurtulmayı da gerektirir.

Güven, deneyim biriktirdikçe gelişir

İnsan yapabildiği şeyleri görmeye ihtiyaç duyar. Çok büyük hedefler koyup yetişemediğinde kendisine güvenmesi zorlaşabilir. Daha küçük, yapılabilir adımlar ise gerçek kanıt sunar. Bir telefon görüşmesi yapmak, bir konuda soru sormak, istemediği bir talebe nazikçe sınır koymak bu tür deneyimlerdir.

Kendine “Ben harikayım” demek sana yabancı gelebilir. Bunun yerine “Bu zor konuşmayı yaptım”, “Bu konuda yeni bir şey öğrendim”, “Hata yaptım ama düzelttim” gibi somut cümleler daha inandırıcıdır.

Başarısızlıktan sonra kendine nasıl konuşuyorsun?

Bir işin istediğin gibi gitmediğini düşün. Yakın bir arkadaşın aynı durumda olsaydı ona ne söylerdin? Büyük ihtimalle eksiklerini konuşur ama bütün kişiliğini yerle bir etmezdin. “Hazırlığını farklı yapabiliriz”, “Bir sonraki adımda bunu düzeltirsin” gibi cümleler kurardın. Kendi hatanda ise sesin değişebilir: “Hiçbir şeyi beceremiyorum.”

Bu farklılığı fark etmek önemlidir. Kendine anlayış göstermek sorumluluktan kaçmak değildir. Hatanın nedenini araştırmakla kendini aşağılamak arasında seçim yapabilirsin. İlk yol öğrenmeye açık kalmanı sağlar. İkincisi ise yalnız utanma duygusunu büyütebilir.

Kendine güvenmeyi başkalarının tepkisine bağlama

Bir arkadaşın bugün meşgul olabilir, yöneticin seni övmeyi unutabilir, sosyal medyadaki paylaşımın beklediğin ilgiyi görmeyebilir. Bunların hiçbiri değerinin nesnel ölçüsü değildir. İnsanların tepkileri kendi koşullarından da etkilenir. Her sessizliği kişisel reddedilme olarak okumak, güven duygunu sürekli dışarıya teslim eder.

Kendinle ilgili somut kayıtlar tutabilirsin. Öğrendiğin becerileri, üstlendiğin sorumlulukları, daha iyi yönettiğin konuşmaları ve düzelttiğin hataları hatırla. Bu yöntem boş bir övgü listesi değil, kendini değerlendirirken yalnız olumsuz anlara bakmama çabasıdır. Özdeğerin tek bir günün sonucuna sığmaz.

Özsaygıyı başarı çizelgesine hapsetme

Bir hafta içinde beş hedef tamamladığında kendini iyi hissetmen anlaşılır. Fakat ertesi hafta hiçbirini bitiremediğinde değerinin de yok olduğunu düşünüyorsan ölçüt fazla dar olabilir. İnsan ilişkileri, öğrenme süreçleri, sağlık koşulları ve yaşam yükleri her hafta aynı kalmaz. Özsaygı yalnız bitirilen görevlerin toplamı olmamalıdır.

Bir yakınının başarısızlığı karşısında nasıl davrandığına bak. Onu tek bir sonuçla tanımlar mısın? İnsanlar hakkında daha geniş düşünürken kendine dar bir puanlama sistemi uyguluyor olabilirsin. Bu farkı görmek, kendi ölçülerini değiştirmek için iyi bir başlangıçtır. Güven duygusu yalnız başarıdan değil, zor günlerde kendini terk etmemekten de beslenir.

Başkalarının gözünde sürekli sınava girme

Dışarıdan gelen beğeni önem taşıyabilir. Fakat kendini yalnız ona bağladığında herkesin yüz ifadesi senin için not kâğıdına dönüşür. Birinin ilgisizliği bütün gününü belirler. Bir başkasının övgüsü seni kısa süre yükseltir. Böyle bir düzende iç denge kurmak zorlaşır.

İnsanların seni nasıl gördüğünü tümüyle kontrol edemezsin. Ama kendi davranışlarını ve değer verdiğin yönü daha dikkatli seçebilirsin. Asıl güven, herkesin seni onayladığını bilmek değil; onaylanmadığında da kendinle ilişkinin devam etmesidir.

Özgüven her sabah aynı cümleyi söylemek değildir. Zorlandığın günlerde kendine yabancılaşmamayı öğrenmektir. Bu ilişki kurulduğunda kendini güçlü hissetmediğin günler de hayatın doğal bir parçası olur.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.