Bir arkadaşın “Bugün çok iyi görünüyorsun” dedi. Teşekkür etmek yerine “Yok canım, hiç uyuyamadım” cevabını verdin. İş yerinde biri yaptığın işi övdüğünde “Aslında önemli bir şey yapmadım” diye ekledin. Sanki iltifatı kabul edersen kendin hakkında fazla iddialı bir şey söylemiş olacaksın.
Oysa karşındaki kişi bir beğenisini ifade ediyor. Senin onu mahkemede kanıtlamanı istemiyor. Buna rağmen iltifat almak küçük bir sınav gibi hissedilebiliyor. Bu sınavın altında kibir korkusu, görünür olmanın rahatsızlığı, alışılmış kendilik algısı ya da karşı tarafın niyetini kestirememe olabilir.
İyi söz neden huzursuzluk yaratabilir?
İnsanlar kendilerini belirli özelliklerle tanımlar. “Ben sıradan biriyim”, “Beni kimse fark etmez” veya “Yaptığım iş hâlâ eksik” gibi düşünceler uzun süre tekrarlandığında tanıdık bir kimliğe dönüşebilir. Dışarıdan gelen olumlu bir yorum bu yerleşik resimle uyuşmayınca şaşkınlık ortaya çıkar. Zihnin, yeni bilgiyi değerlendirmek yerine eski resmi korumayı tercih edebilir.
Bu yalnızca düşük özgüvenle açıklanabilecek bir davranış değildir. Bazı insanlar ailelerinde övünmeyi ayıp saymayı öğrenmiştir. Bazıları ise geçmişte övgünün hemen ardından yüksek beklentiler geldiğini deneyimlemiştir. “Harika yaptın” sözü onlar için bir sonraki defa hata yapmama baskısını da taşıyabilir. Bir başkası, övgünün karşılığında bir şey isteneceğinden çekinebilir.
İltifatın bağlamı önemlidir. Tanımadığın birinden gelen kişisel yorumla yakın bir arkadaşının içten övgüsü aynı anlamı taşımaz. Rahatsızlığını açıklamadan önce kendine “Bu sözü söyleyen kişiyle ilişkimiz nasıl?” diye sormak daha gerçekçi bir başlangıç olabilir.
İltifatı geri çevirmek ilişkiye ne yapar?
Karşındaki kişi sevincini paylaşmak istiyorsa “Yok, öyle değil” cevabı küçük bir duvara çarpabilir. Elbette herkesin övgüyü kabul etme zorunluluğu yok. Fakat sürekli reddetmek, iyi niyetli bir sözün ulaşacağı alanı daraltır. Arkadaşın senin emek verdiğini fark eder; sen emeğini görünmez kılarsın. Sonra da kimsenin çabanı görmediğini düşünebilirsin.
Sosyal değerlendirme üzerine psikoloji araştırmaları, insanların ilişkilerindeki kabul ve reddedilme işaretlerine önem verdiğini gösteriyor. Bir iltifat da böyle bir işaret olabilir. Bununla birlikte birinin seni övmesi gerçek bir yakınlık kurulduğunun kanıtı değildir; samimiyet davranışların sürekliliğinden anlaşılır.
İltifat alırken dikkatini otomatik cevabına ver. “Hayır”, “Abartma”, “Şans eseri oldu” gibi sözlerin ağzından ne kadar hızlı çıktığını fark et. Bu cümleler seni koruyan alışkanlıklar olabilir; ama alışkanlık olması onların her durumda gerekli olduğu anlamına gelmez.
Bir teşekkür, kendini yüceltmek değildir
Bir dahaki sefer küçük bir deneme yap: “Teşekkür ederim, bunu duymak güzel.” Hepsi bu. Karşındakini ikna etmene, övgüyü küçültmene, açıklama yapmana gerek yok. Eğer emek verdiğin bir konuysa “Bu işe gerçekten zaman ayırdım” diyebilirsin. Bu cümle böbürlenmek değil, bir gerçeği kabul etmektir.
Kendine şu soruyu da sor: Aynı başarıyı arkadaşın elde etse ona ne söylerdin? Ona “Şans eseri oldu, boşuna sevinme” demezsin. Kendi çabanı değerlendirirken neden daha acımasız olasın? Ölçülü bir özdeğerlendirme hataları inkâr etmeden iyi yapılanları da kayda geçirebilir.
İltifat kabul etmek insanın kendine hayran olması demek değildir. Başkasının iyi niyetle sunduğu bir bilgiyi hemen çöpe atmamak demektir. Senden beklenen kusursuzluğunu ilan etmen değil; o anın sıcaklığını iki saniye daha taşıman.
Övgüyle birlikte gelen beklentiyi ayır
Bir işi özenle tamamladığında yöneticinin “Harikasın” demesi, gelecek hafta aynı işi kusursuz yapmak zorunda olduğun anlamına gelmez. Fakat bunu böyle algılıyorsan övgünün hemen arkasından baskı hissedebilirsin. Kendine “Şu anki işi mi takdir ediyor, yoksa bütün geleceğime dair bir söz mü veriyor?” diye sor. Çoğu durumda karşındaki yalnızca gözlemlediği bir davranışı beğendiğini söylüyordur. Onun sözünü büyük bir yükümlülüğe dönüştürmek zorunda değilsin.
İltifat almanın kültürel tarafını da unutma. Bazı ailelerde kendini övmek olumsuz karşılanır ve kişinin değeri alçakgönüllülüğüyle ölçülür. Bu ortamda büyüyen biri güzel sözleri geri çevirmenin nazik davranış olduğuna inanabilir. Alışkanlığın kökenini anlamak onu hemen değiştirmeyi gerektirmez; ama yeni bir seçeneğin olduğunu görmene yardımcı olur.
Bir hafta boyunca duyduğun olumlu geri bildirimleri küçültmeden kaydetmeyi dene. Kişinin ne söylediğini, hangi davranışınla ilgili olduğunu ve senin ne cevap verdiğini yaz. “Yaptığın sunum anlaşılırdı” yorumu ile “Sen herkesten iyisin” gibi geniş bir iddia aynı değil. Somut geri bildirimleri değerlendirmen, gerçekle bağlantını güçlendirebilir.
Ters yönde de dikkatli ol: Her övgüyü gerçek kabul etmek zorunda değilsin. İnsanlar nezaket için abartabilir, yanlış anlayabilir veya senden bir karşılık bekleyebilir. Sağlıklı yaklaşım, bütün övgülere inanmak değil, onları otomatik olarak reddetmeden tartabilmektir. Sonuçta kendi değerini tek bir olumsuz söz de tek bir güzel söz de belirlememeli.
Bir iltifatı kabul etmeyi denediğinde ilk başta yapay hissetmen de mümkün. Yıllardır “Estağfurullah” diye karşılık verdiysen kısa bir teşekkür yabancı gelebilir. Yeni davranışın ilk anda tuhaf olması onun yanlış olduğunu göstermez. Kendi sesini duymaya alışman zaman alabilir. Başkasının övgüsünü kabul etmekle onun bütün değerlendirmelerine katılmak arasında da fark var. “Çok güzel anlattın” sözünü duyup teşekkür edebilir, yine de sunumda geliştirmek istediğin yerleri görebilirsin. Hem eksikleri fark etmek hem güçlü taraflarını tanımak mümkündür. Kendinle kurduğun ilişkinin daha dengeli olması için bu iki gerçeğe birlikte alan açman yeterli.
Üstelik iltifatı kabul ettiğinde dünyanın değişmesi gerekmiyor. Ertesi gün yine kendini yorgun hissedebilir, yine hata yapabilirsin. Yine de bugünkü güzel sözü duymuş olman gerçekliğini korur.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →