Herkes Aynı Şeyi Söylediğinde Neden Kendi Gözümüze Şüpheyle Bakarız?

Galeride Soyut Heykel Üzerine Tartışma

Toplantıdasın. Önünde iki çizim var. Birinin diğerinden belirgin biçimde uzun olduğunu görüyorsun. Ama masadaki herkes tersini söylüyor. İlk iki kişi konuştuğunda şaşırıyorsun. Dördüncü kişi de aynı cevabı verince içinden “Acaba ben mi yanlış görüyorum?” diye geçiriyorsun.

Sosyal hayatımızın en güçlü baskılarından biri burada başlıyor: Yalnız kalmamak için kendi yargımıza ne kadar uzaklaşabiliriz?

Kalabalık her zaman haklı değildir

İnsanlar topluluk içinde yaşamayı öğrenir. Bir gruba ait olmak güven sağlar. Ortak kurallar iş birliğini kolaylaştırır. Fakat çoğunluğun fikrini referans almak, düşünceyi bütünüyle ona teslim etmeyi gerektirmez.

Psikolojide uyma davranışı, bireyin yargısını veya davranışını grup etkisiyle değiştirmesi olarak incelenir. Bunun nedeni her zaman korku değildir. İnsan başkalarının daha fazla bilgi sahibi olduğunu düşünebilir. Ya da açıkça karşı çıkmanın sosyal bedelinden çekinebilir.

Bu iki durum farklı. Biri “Onlar biliyor olabilir” düşüncesinden doğar. Diğeri “Dışlanmak istemiyorum” kaygısından. Gerçek bir ortamda ikisi birlikte çalışabilir.

Çizgi deneyleri bugün ne söylüyor?

1950'lerde yapılan ünlü çizgi uzunluğu deneyleri, grup baskısını görünür kılmıştı. Yıllar sonra gerçekleştirilen bir tekrar çalışmasında katılımcılar benzer çizgi yargıları verdi. Standart deney koşulunda ortalama hata oranı yüzde 33 olarak bildirildi. Maddi teşvik verilen koşulda oran azaldı ama grup etkisi tamamen ortadan kalkmadı.

Bu sayılar herkeste aynı oranda uyma davranışı olacağını göstermiyor. Deneyin kurgusu, katılımcıların kim olduğu ve grubun nasıl davrandığı önemli. Yine de basit bir görsel görevde bile sosyal baskının ölçülebilmesi dikkat çekici.

Gündelik hayatın daha karmaşık konularında grup etkisini tek bir deneyle açıklayamayız. Ama soru değişmiyor: Görüşümü gerçekten kanıta mı dayandırıyorum, yoksa çevremdeki seslere mi?

Susmakla katılmak aynı şey değil

Bir toplantıda herkesin düşüncesine katılmadığın hâlde sessiz kalabilirsin. Bu sessizlik gerçek onay anlamına gelmez. İnsan işini, arkadaşlığını veya huzurunu korumak için tartışmadan çekilebilir. Fakat gruptaki diğer kişiler, sessizliği destek sanabilir.

Böylece herkesin yanlış bulduğu bir fikir, herkes destekliyormuş gibi ilerleyebilir. Grup içinde gerçek görüşleri öğrenmek için insanların güvenli biçimde itiraz edebilmesi gerekir. Karşı çıkana hemen saldırılan bir ortamda doğruluk kaybolur.

Sosyal medya kalabalığı

Beğeni sayıları, tekrar edilen cümleler ve hızla yayılan etiketler de güçlü sosyal işaretlerdir. Bir görüş çok kişi tarafından dile getirildiğinde doğru görünmeye başlayabilir. Oysa paylaşım sayısı bilimsel kanıt değildir. Kalabalığın sesi, bilginin gücünü tek başına ölçmez.

İnsan burada kendi aklını bütünüyle çevresinden ayıramaz. Başkalarından öğrenmek hayatın temel parçası. Sorun, öğrenmeyle taklidi birbirine karıştırdığımızda başlar. Yeni bilgi geldiğinde fikrini değiştirmek akıllıcadır; yalnız çoğunluk öyle istiyor diye değiştirmek başka bir şey.

Fikrini korumak inatlaşmak değildir

Kendi gözleminin arkasında durmak, her görüşünde ısrar etmek anlamına gelmez. Bir başkasının elinde daha güçlü kanıt varsa dinlersin. Yanılıyorsan düzeltirsin. Fakat karşındaki yalnız yüksek sesle konuşuyor diye kendi bilgini değersizleştirmezsin.

Güçlü düşünce, hem kanıta açık hem de kalabalığın etkisine karşı dikkatli olandır. “Herkes böyle düşünüyor” ifadesini duyduğunda ilk sorulardan biri “Neye dayanıyorlar?” olabilir.

Bir grup nasıl daha iyi karar verebilir?

Bir ekipte herkes aynı fikri tekrarlıyorsa bu gerçek uzlaşma da olabilir, itiraz etmenin zor olduğu bir ortam da. Hangisi olduğunu anlamak için farklı görüşlere alan açmak gerekir. Toplantının başında herkesin fikrini ayrı not etmesi, yüksek sesli ilk kişinin bütün konuşmayı belirlemesini azaltabilir.

Bir başka yöntem, kararı savunan kişiden onun zayıf yanlarını da anlatmasını istemektir. Böylece farklı düşünmek kişisel karşı çıkış değil, görevin parçası olur. Amaç sürekli tartışma çıkarmak değil; kararın kanıtlarını güçlendirmektir.

Aile içinde de aynı yöntem işe yarayabilir. Bir tatil planı yapılırken herkes susup bir kişiyi izliyorsa diğerlerinin gerçek ihtiyacını anlamak zor. Önce ayrı ayrı ne istediklerini sormak, ortak kararın daha sağlıklı kurulmasını sağlar.

Sosyal baskı etkisini bilmek tek başına bizi ondan tamamen korumaz. İnsan onaylanmayı önemsemeye devam eder. Ancak kendi fikrini söyleme hakkı olan bir ortamda grup, düşünceleri ezmek yerine geliştirebilir. Güçlü bir topluluk herkesin aynı şeyi düşünmesiyle değil, farklı kanıtları güvenle konuşabilmesiyle kurulur.

Gruba uymakla iş birliği yapmak aynı şey değildir. Ortak bir karar verirken birbirimizi dinlemek gerekir. Fakat dinlemek, kendi değerlendirmemizi susturmak anlamına gelmez. Bir ekipte gerçek güven, yalnızca fikirlerin benzemesinden değil, anlaşmazlığın da konuşulabilmesinden doğar. Karşı çıkana söz hakkı veren gruplar, yanlış kararların sessizce büyümesini önlemek için daha iyi fırsat yaratır.

Bir kişinin itirazı neden önemlidir?

Kalabalık içinde farklı düşünen tek kişi olmak zor gelebilir. Ama düşüncenin gelişmesi için bu farklılık değerlidir. Tek bir itiraz, herkesin tekrar ettiği cümleyi yeniden sorgulamasını sağlayabilir.

Hayatımızın her alanında grup etkisini bütünüyle ortadan kaldıramayız. Buna gerek de yok. İnsan toplumsal bir varlık. Önemli olan kalabalığın varlığını kendi gözümüzün, aklımızın ve vicdanımızın yerine koymamak. Çoğunluğun söylediği şey doğru olabilir; doğruluğu çoğunluk yaratmaz.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.