Bir Grubun Seni Görmezden Gelmesi Neden Bu Kadar Acıtır?

Bahçe Partisinde Birliktelik

Üç arkadaş aynı masada oturuyor. İkisi aralarında plan yapıyor, üçüncünün yüzüne bakmıyor. Sözünü tamamlamasına fırsat vermiyorlar. Kimse bağırmadı, açıkça kötü bir şey söylemedi. Yine de üçüncü kişi eve döndüğünde göğsünde ağırlık hissediyor. “Buna bu kadar üzülmem saçma mı?” diye kendine soruyor. Cevap hayır. Görmezden gelinmek, bir insanın ilişkideki yerini ve ait olma duygusunu sorgulamasına yol açabilir.

Dışlanmanın en zor tarafı, ortada tartışılabilecek açık bir söz bulunmamasıdır. “Benimle konuşmadılar” dediğinde karşı taraf “Abartıyorsun, dalgındık” diyebilir. Kasıt olup olmadığını anlamak her zaman kolay değildir. İnsan ise gruptaki yerini izlemeye devam eder: Konuştuğunda kim dönüp baktı, ne zaman söz hakkı aldı, plan kimlerle paylaşıldı? Bu işaretlerin her biri küçük görünse de üst üste geldiğinde güçlü bir deneyim yaratabilir.

Aidiyet yalnızca arkadaş sayısı değildir

Kocaman bir arkadaş grubun olabilir ve yine de bir masada görünmez hissedebilirsin. Çünkü aidiyet, çevrende kaç kişinin bulunduğundan ibaret değildir; bulunduğun yerde varlığının kabul edilip edilmediğiyle ilgilidir. İş yerindeki toplantıda fikrinin sürekli atlanması, aile sohbetinde kararların senden habersiz alınması veya arkadaşlar arasında bir fotoğrafta hep dışarıda kalmak buna örnek olabilir. Her olay aynı ağırlıkta değildir. Önemli olan deneyimin tekrarı, bağlamı ve kişinin kendisini nasıl etkilediğidir.

Psikoloji araştırmalarında dışlanmayı incelemek için kullanılan yöntemlerden biri Cyberball adlı sanal top oyunudur. Oyuncu bir süre top alır, ardından diğer oyuncular topu ona göndermemeye başlar. Bu deneysel düzen, dışlanmanın duygu ve düşünce üzerindeki kısa süreli etkilerini araştırmaya yarar. 53 çalışmayı ve 1.817 katılımcıyı kapsayan bir beyin görüntüleme meta-analizi, bu görev sırasında farklı beyin ağlarının tutarlı biçimde devreye girdiğini buldu. Araştırma, tek bir “reddedilme merkezi” bulunduğu gibi basit bir sonuca destek vermiyor.

Her sessizlik bir dışlama kararı değildir

Şunu ayırmak önemli: Biri yorgun olduğu için susabilir, konuşmanın konusuyla ilgilenmeyebilir veya kendi sıkıntısına dalmış olabilir. Bir buluşmada sana az soru sorulması tek başına bilinçli dışlanmanın kanıtı değildir. Bunun tersine, sürekli sözünün kesilmesi, planların bilerek gizlenmesi ve küçümseyici davranışların tekrarlanması da yalnızca tesadüf diye geçiştirilemez. Kendini korumak için davranışın zaman içindeki örüntüsüne bakmak, tek bir ana yüklemekten daha gerçekçi olabilir.

Dışlandığını hissettiğinde ilk tepkin kendini geri çekmek olabilir. Bir başka tepki de kabul görmek için daha fazla konuşmak, herkese yardım etmek veya sürekli onay aramaktır. Bunların hiçbiri kişiliğinin değişmez özelliğini kanıtlamaz. İnsan sosyal bağ tehlikeye girdiğinde farklı yollarla tepki verebilir. Asıl soru “Neden bu kadar etkilendim?” değil, “Bu ilişkide bana gerçekten nasıl davranılıyor ve bu davranış sürüyor mu?” olabilir.

Görülmemek kendin hakkında hüküm vermek değildir

Bir ortamdan çıktığında aklında tek cümle kalabilir: “Demek ki sıkıcı biriyim.” Burada diğerlerinin yaptığı davranışla senin kendin hakkındaki yorumun birbirine karışır. Birinin seni konuşmaya dahil etmemesi, senin bütün kişiliğin hakkında veri sağlamaz. İnsan, reddedilme korkusuyla bir olayı genel kimlik yargısına dönüştürebilir. Oysa ilişkide kimin ne yaptığı ve bunun ne sıklıkta tekrarlandığı daha somut sorulardır. Kendi değerini tek bir masanın tepkisi üzerinden ölçmek, sorumluluğu yanlış yere taşır.

Sosyal hayat yalnızca sürekli birlikte olmak da değildir. Her davete katılmak istemeyebilir, bazı gruplarla ortak dil bulamayabilirsin. Seçtiğin yalnızlıkla istemediğin dışlanma arasında önemli fark vardır. Biri sana alan açar, diğeri katılmak istediğin yerde kapıyı kapatır. Aynı davranış dışarıdan benzer görünebilir: Bir kişi bir akşam tek başına oturuyor olabilir. Onun bunu isteyip istemediğini bilmeden yaşadığı duyguya karar veremeyiz. Bu yüzden yalnızlığı otomatik olarak dışlanma saymamak da önemlidir.

Bir ilişkinin içinde sürekli görmezden gelindiğini düşünüyorsan, tek bir açıklamaya takılıp kalmak yerine alternatiflerini değerlendir. Duygularını açıkça anlatabileceğin, karşılıklı ilgi görebileceğin insanlar bulunabilir. Yeni bir gruba girmek hemen güven yaratmaz; ilişkilerin gelişmesi zaman ister. Ancak sürekli kabul edilmeye çalıştığın bir yerde kendi sesini küçültmektense saygı görebileceğin alanları büyütmek daha koruyucu olabilir. Dışlanma deneyimi ciddi ve uzun sürüyorsa sosyal destek veya profesyonel yardım aramak da bir seçenektir.

Kendini küçültmeden ne yapabilirsin?

Önce durumu somutlaştır. “Beni sevmiyorlar” düşüncesi yerine “Son üç buluşmanın planı benimle paylaşılmadı” diyebilmek daha sağlam bir başlangıçtır. Güvendiğin biriyle açık konuşabilirsin: “Böyle olduğunda dışarıda kalmış hissediyorum, fark ettin mi?” Karşındakinin açıklamasını da dinle. Tek taraflı bir gözlem ilişkiyi bütünüyle anlatmayabilir. Ancak konuşma sürekli küçümseme ve inkârla sonuçlanıyorsa kendini açıklamak için sonsuz enerji harcaman gerekmiyor.

Bir ilişkide kabul görmek için her şakaya gülmek, her isteğe evet demek veya sürekli görünür olmaya çalışmak zorunda değilsin. Ait olma ihtiyacın değerli, fakat onun karşılanması bütünüyle tek bir gruba bağlı değil. Başka dostluklara, ortak ilgilere ve sana saygı gösteren ortamlara yer açmak bir kaçış değil, sosyal hayatını genişletmektir. Bir masada dışarıda bırakılman, senin o masada bulunmaya değmediğin anlamına gelmez.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.