Yeni Öğrendiğin Bir Kelimeyi Neden Her Yerde Görmeye Başlarsın?

Kitapların Arasında Düşünceli Bir An

Bir arkadaşın sana daha önce duymadığın bir kelime öğretti. Akşam bir haberde karşına çıktı. Ertesi gün otobüste bir afişte gördün. Hafta bitmeden üçüncü kez duydun. Birden herkes o kelimeyi kullanmaya başlamış gibi geldi.

Gerçekten dünya mı değişti, yoksa senin dikkatinin yönü mü?

Zihnin bütün dünyayı aynı anda görmez

Gözümüz açıkken çevremizde sayısız ayrıntı bulunur. Sokak tabelaları, kıyafet renkleri, yüzler, sesler, otomobil modelleri. Hepsine eşit önem vermiyoruz. Zihin dikkatini o gün hedeflediği, merak ettiği veya yeni öğrendiği şeylere yönlendiriyor.

Yeni bir kelime öğrendiğinde onu tanıyacak bir işaret edinmiş oluyorsun. Daha önce kulağından geçip giden ses, şimdi anlam taşıyor. Bu yüzden karşılaştığında daha kolay fark ediyorsun. Olayın kendisi artmış olmasa bile onu fark etme sıklığın artabilir.

Gündelik dilde bu deneyime sıklık yanılsaması deniyor. Önemli ayrıntı şu: Bu adın varlığı her örneğin tek bir deneyle kesin açıklanabildiği anlamına gelmiyor. Seçici dikkat ve doğrulama eğilimi gibi daha geniş psikolojik süreçlerle ilişkili bir anlatım sunuyor.

Yeni araba alırken gördüğün arabalar

Kırmızı bir otomobil satın almak istediğini düşün. Önceden sokakta aynı modelin kaç tane olduğunu bilmiyordun. Araştırma yaptıktan sonra artık onu uzaktan tanıyorsun. Her kavşakta karşına çıkıyor gibi geliyor.

İnsan burada iki ayrı hata yapabilir. Önce dikkatindeki değişimi dünyanın değişimi sanabilir. Sonra gördüğü yeni örnekleri hatırlayıp görmediği uzun saatleri unutabilir. Birlikte bu iki süreç, “Demek ki artık her yerde var” duygusunu güçlendirir.

Aslında herkesin kullandığı bir sözcüğü fark etmenin verdiği şaşkınlık, hafızanda özel bir iz bırakır. Görmediğin örnekler ise aklında aynı güçle kalmaz. Zihin yalnız veri toplamıyor; hangi veriyi kayda değer bulacağını da seçiyor.

Araştırmacıların dikkat çektiği ayrım

Sıklık yanılsaması hakkında konuşan bilişsel bilim uzmanları, dikkat ve doğrulama yanlılığını özellikle vurguluyor. Fakat doğrudan bu adı taşıyan kapsamlı deneylerin sayısı sınırlı. Bu nedenle kavramı insan davranışının değişmez bir yasası gibi sunmak bilimsel açıdan güçlü değil.

Gözümüzün önündeki bir şeyi fark etmekle o şeyin dünyada ne kadar yaygın olduğunu hesaplamak farklı işler. Birincisi dikkatle, ikincisi veriye dayalı ölçümle ilgilidir. Bu fark korunmadığında, kişisel izlenimler toplumsal gerçek sanılabilir.

Haberlerde de aynı şey oluyor

Bir sağlık konusuna merak sardığında o konuyla ilgili içerikler gözünün önüne daha çok çıkabilir. Algoritmalar da ilgine göre yeni bağlantılar gösterebilir. Bu kez iki süreç birbirini besler: Sen daha çok dikkat edersin; platform sana benzer şeyleri daha çok gösterir.

Sonra “Herkes bunu konuşuyor” dersin. Oysa karşılaştığın akış, dünyanın tamamı değil. Kendi dikkatinin ve kullanılan sistemlerin seçtiği dar bir pencere.

Özellikle korku uyandıran haberlerde bu yanılgı ağırlaşabilir. Bir olayı sık görmek, onun toplumdaki gerçek sıklığını tek başına göstermez. Güvenilir istatistiklerle kişisel akışı ayırmak gerekir.

Fark ettiğin şeyle olan şey aynı mı?

Bu soruyu gündelik hayatta kullanabilirsin. Bir konuda “Son günlerde her yerde görüyorum” diye düşündüğünde neyin gerçekten değiştiğini araştır. Yeni mi öğrendin? Algoritma sana daha mı çok gösteriyor? Çevrendeki insanlarla daha mı çok konuşuyorsun? Yoksa verilerde gerçekten artış mı var?

Zihin, önemsediği konuyu öne çıkaran bir projektör gibi çalışıyor. Bu projektör çok işe yarıyor; aradığımız şeyi fark etmemizi sağlıyor. Ama ışığın vurduğu alanı bütün dünya sanırsak yanılırız.

Neyi gördüğünü kontrol etmek

Bir davranışı çevrende hızla yayılıyormuş gibi fark ettiğinde küçük bir deney yapabilirsin. Önce gerçekten kaç örnek gördüğünü not et. Ardından aynı süre içinde onunla ilgisiz kaç olayın geçtiğini düşün. Günlük yaşantıdaki bütün karşılaşmaları saymak kolay değil; ama kendi izleniminin seçilmiş örneklere dayanabileceğini görmek mümkündür.

Örneğin yeni öğrendiğin bir sözcüğü üç günde dört kez gördün. Bu ilginçtir. Fakat o sözcüğün geçen ay kaç kez karşına çıktığını bilmiyorsun. O hâlde artışı kesin olarak ölçmüş değilsin. Yalnız farkındalığın değişmiş olabilir.

Bu ayrım özellikle kaygı uyandıran düşünceler için önemlidir. Bir hastalık hakkında bir haber okuduktan sonra çevrende aynı hastalıktan daha çok söz edildiğini sanabilirsin. Bu izlenim gerçek bir artışla karıştırılırsa gereksiz endişe yaratabilir. Sağlıkla ilgili önemli kararlar duyumlar ve sosyal medya akışları yerine güvenilir kaynaklarla değerlendirilmelidir.

Zihin işaretleri yakalamaya çok yatkındır. Bu, öğrenmenin güzel tarafı. Öğrendiğin şeyi tekrar görmek onu pekiştirir. Ama gördüğün şeyi doğru yorumlamak başka bir beceri gerektirir: Dikkatinle dünyanın kendisini birbirinden ayırabilmek.

Bir kelimenin peşinden dünyaya bakmak

Yeni öğrendiğin sözcük yeniden karşına çıktığında şaşırmak hoş bir deneyim. Bunu doğaüstü işaret veya kaderin kesin mesajı saymak gerekmiyor. Zihnin artık o sözcüğe kapı açmış olabilir.

Bu farkındalık insanı daha dikkatli kılar. Çünkü gördüğümüz şeyler yalnız dışarıdaki dünyadan gelmez; neye baktığımızı seçen dikkatimiz de deneyimin parçasıdır. Dünya geniştir. Biz her gün onun belirli bölümlerini görüyoruz.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.