Kendi Duygularından Kaçtıkça Neden Daha Çok Yorulursun?

Gece Mutfağında Sessiz Temizlik

Kırıldın ama bunu kendine bile söylemedin. Hemen işe döndün, müzik açtın, yeni bir plan yaptın. Akşam olunca da telefon ekranını elinden bırakmadın. Bütün gün çok şey yaptın. Yine de içindeki ağırlık yerinden oynamadı.

İnsan acı veren duygudan uzaklaşmayı doğal olarak ister. Sorun, bu uzaklaşmanın hayatın tek yolu hâline gelmesidir. Duyguyla hiç karşılaşmamak için sürekli hareket etmek, bir süre sonra hareketin kendisini de ağırlaştırır.

Duyguyu susturmakla ona yer açmak farklıdır

Üzüntü hissettiğinde “Üzülmemeliyim” demekle “Üzgünüm ve yine de bugün yapabileceğim şeyler var” demek aynı şey değildir. İlkinde duyguyla kavga edersin. İkincisinde onu fark eder, fakat bütün kararlarını ona teslim etmezsin. Bu ayrım psikolojik esneklik denilen yaklaşımın merkezinde bulunur.

Esneklik, her koşula boyun eğmek veya kötü muameleye katlanmak değildir. Kendin için önemli olanı korurken değişen koşullara göre hareket edebilme becerisidir. Korku duyarken değer verdiğin bir işe devam etmek, öfkelenirken zarar vermeden konuşmak, üzgünken destek istemek bu becerinin günlük yüzleridir.

Katı kurallar insanı sıkıştırır

“Başarısız olursam bir daha denemem.” “İnsanlara güvenmemeliyim.” “Üzülüyorsam yalnız kalmalıyım.” Bu cümleler geçmişte yaşanan bir olaydan doğmuş olabilir. Başlangıçta seni koruyor gibi görünürler. Fakat yıllar geçtikçe yeni deneyimlere yer bırakmazlar. Hayat değişir, sen aynı kuralla yaşamaya devam edersin.

Yetişkinlerde psikolojik katılık ile iyi oluş arasındaki ilişkiyi inceleyen bir meta-analiz, 151 araştırmayı değerlendirdi. Daha yüksek psikolojik katılık, daha düşük iyi oluşla ilişkili bulundu. Bu çalışmaların önemli bölümü kesitsel olduğu için tek başına neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değil. Yine de yaşamı yalnız birkaç katı kuralla yönetmenin bedelini düşünmek için güçlü bir işaret sunuyor.

Bir duyguya savaş açtığında alanı büyüyebilir

Bir düşünce geldiğinde hemen kurtulmaya çalışırsın. Kurtulamadığın için kendine kızarsın. Sonra o duyguya kızdığın için daha da gerilirsin. İlk yükün yanına ikinci bir yük eklenir: “Böyle hissetmemeliyim.”

Oysa duyguların varlığı kişisel bir kusur değildir. Kıskançlık, korku, utanç veya hüzün yaşamak, o duyguların söylediği her şeyin doğru olduğunu göstermez. Bir hisle karşılaşabilirsin; davranışını yine de dikkatle seçebilirsin.

Hayatın yönünü duygular tek başına belirlemesin

Bugün istemediğin bir konuşmayı yapman gerekebilir. Kaygı geldi diye bütün hayatı ertelemek yerine, o konuşmanın senin için neden önemli olduğunu düşün. Dürüstlük mü istiyorsun? Yakınlık mı? Kendi hakkını savunmak mı? Değer verdiğin yönü görmek, zor duygunun içinde hareket edebilmek için başlangıç olabilir.

Bu yaklaşım ağır travma, yoğun depresyon veya başka ruhsal sorunlarda tek başına yeterli değildir. Profesyonel destek, güvenli bir ortam ve uygun tedavi gerekebilir. Esneklik her yükü tek kişinin sırtına bırakma bahanesine dönüştürülmemeli.

Kabullenme, olan biteni onaylamak değildir

Bir insan sana haksızlık ettiğinde öfke duyman anlaşılırdır. Bu öfkeyi fark etmek, yapılanı kabul etmek veya ilişkiyi sürdürmek zorunda olduğun anlamına gelmez. Kabullenmek, şu anda yaşadığın duygunun varlığını inkâr etmemektir. Sonrasında sınır koyabilir, uzaklaşabilir veya hakkını arayabilirsin. Duyguya alan açmakla davranışı onaylamak birbirine karıştırılmamalı.

Aynı ayrım kişinin kendi hataları için de geçerlidir. Utanç duyduğunda bu duyguyu yok saymak yerine hangi davranışından kaynaklandığını anlayabilirsin. Birinden özür dilemek, yapılan yanlışı düzeltmeye çalışmak veya başka türlü davranmayı öğrenmek, duyguyla savaşmadan da mümkündür.

Günlük yaşamda esneklik nasıl görünür?

Planladığın iş son anda iptal edildi. Günün kötü geçtiğini söyleyip her şeyi bırakabilirsin. Ya da hayal kırıklığını kabul edip kalan zamanı farklı değerlendirebilirsin. İkinci yol duygusuzluk değil, uyum sağlayabilmektir. İlişkilerde de benzer bir hareket alanı vardır: Kırıldığını söyleyip karşındakini dinlemek, kendi sınırını korurken yeni bilgiye açık olmak.

Esnekliği bir başarı yarışına çevirmemek gerekir. Her zor durumda olgun davranman, bütün tepkilerini kontrol etmen beklenemez. Kendine sert bir ölçüt koyarsan bu kez “Yeterince esnek değilim” diye yeni bir suçlama üretirsin. Değişim, insanın aynı koşullarda daha fazla seçenek görebilmesiyle başlar.

Bir duyguya ad koymak kontrolü tamamen kaybetmek değildir

Bir konuşmada öfkelendiğinde hemen bağırmak zorunda değilsin. “Şu an öfkeliyim, bu konuyu sakinleşince konuşmak istiyorum” diyebilirsin. Aynı şekilde korktuğunda ortamdan koşarak uzaklaşmak tek seçenek değildir. Güvenli koşullarda kısa bir ara verip neye ihtiyaç duyduğunu gözlemleyebilirsin. Duyguyu tanımak davranışı bilinçli seçmenin ilk adımlarından biridir.

Bu beceri büyük bir kişilik dönüşümünü bir gecede gerçekleştirmez. Fakat küçük karşılaşmalarda ne kadar alanın olduğunu gösterir. Eski tepkin tek mümkün yol değildir. Günün sonunda “Bugün aynı duyguyla başka ne yaptım?” diye sormak, değişimi daha görünür hâle getirebilir. İnsan zorlandığını kabul ederek de kendisi için anlamlı bir adım atabilir.

İnsan bütün duygularını sevmez

İyi hissetmenin tek yolu hiç kötü hissetmemek olsaydı hayatın büyük bölümü bekleme odasında geçerdi. Üzüntü, endişe ve kırgınlık yaşarken de ilişki kurabilir, öğrenebilir, sınır koyabilir, kendine bakabilirsin.

Duygularını yenmen gereken düşmanlar olarak değil, anlamaya çalışacağın deneyimler olarak görmek hareket alanı açar. Hayatı tamamen kontrol etme isteği azalırken seçim yapma özgürlüğü artabilir. Güç, her duyguyu susturmak değil; duygular varken de hayatına yön verebilmektir.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

Bu yazıdaki kavramlar

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.