4 dakikalık okuma

Başarılı Olduğunda Sevildiğini Hisseden Çocuk Büyüyünce Ne Yaşar?

Aile Sofrasında Gurur Anı

Karneni uzatıyorsun. Notların iyi, yüzün gülüyor. Evde sevinç var. Sonraki sınavda sonuç kötü geliyor. Bu defa yüzler asılıyor, ilgi azalıyor, konuşmalar kısa kesiliyor. Senin için mesele yalnız bir not olmaktan çıkıyor. Kendine şu soruyu soruyorsun: “Ben başarılı olmazsam hâlâ değerli miyim?”

Bir çocuğu başarıları için övmek yanlış değildir. Sorun, ilginin ve kabul görmenin yalnız başarıyla birlikte ortaya çıkmasıdır. Sevgi bir ödüle dönüşürse çocuk, hata yapmayı yalnız bir sonuç değil ilişkinin kaybı gibi yaşayabilir.

Şartlı sevgi nasıl öğrenilir?

Çocuklar evdeki örüntüleri dikkatle takip eder. Hangi davranışın sevinç, hangisinin soğukluk getirdiğini öğrenir. “Sınavdan yüz alırsan gurur duyarım” cümlesi tek başına bir sorun anlatmaz. Ama kötü not aldığında çocukla konuşulmuyor, yüz çevriliyor veya sevgi geri çekiliyorsa durum değişir.

İnsan böyle bir ortamda kendisini değil performansını yönetmeye başlar. Görünüşte çalışkan ve uslu olabilir. İçeride ise hata yapma korkusu büyür. Bir başarının verdiği sevinç kısa sürer; çünkü sıradaki sınav daha şimdiden yaklaşmıştır.

Yetişkinlikte de bu alışkanlık sürebilir. İş yerinde herkesten fazla çalışmak, eleştiriyi kişisel bir reddedilme gibi duymak, ilişkide “Yeterince iyi olmazsam terk edilirim” diye düşünmek bu iç düzenin parçaları hâline gelebilir. Elbette bunların tek nedeni çocukluk değildir; fakat koşullu kabul deneyimi önemli bir zemin oluşturabilir.

Bilimsel araştırma ne buldu?

Almanya'da 587 ortaöğretim öğrencisiyle iki zamanlı yürütülen bir araştırma, ebeveynlerin başarıya bağlı ilgi göstermesi ile çocukların özsaygı örüntülerini değerlendirdi. Koşullu kabul, daha güvenli ve istikrarlı özsaygının gelişmesiyle olumsuz bir ilişki gösteriyordu. Kendine daha anlayışlı yaklaşabilen öğrencilerde yaşam doyumu da daha yüksekti.

Araştırma, yalnız bir ailenin sözlerinden geleceğin kesin olarak tahmin edilemeyeceğini hatırlatır. Yine de sevginin yalnız sonuçlara bağlanmasının çocuğun kendini değerlendirme biçimiyle ilişkili olduğunu gösterir.

Bir çocuk için en güçlü mesaj şu olabilir: “Notun kötü geldi. Çalışma yöntemini değiştirebiliriz. Ama senin değerini bu sayı belirlemiyor.” Bu cümle sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Başarıyı insanın bütün kimliği olmaktan çıkarır.

Yetişkinlikte bitmeyen sınav

İş hayatında bir görev tamamlanır, ardından yenisi gelir. Başarıya bağlı özdeğer kuran biri için her yeni görev bir kabul sınavıdır. Takdir alınca kısa süreli rahatlar; eleştiri alınca bütün emeğinin değersizleştiğini düşünür. Dinlenmek bile suçluluk yaratabilir.

İlişkilerde de benzer bir baskı oluşur. Kendi ihtiyacını söylemekten kaçınırsın; karşı tarafın hoşuna gitmeyen bir karar aldığında sevgisini kaybedeceğini sanırsın. Böylece başarılı olma çabası, fark edilmeden herkesi memnun etme zorunluluğuna dönüşebilir.

Bu döngüyü fark etmek için küçük bir soru yeterlidir: “Kimse beni övmese de yaptığım şey benim için değerli mi?” İnsan kendi ölçüsünü geliştirdikçe dış onayın gücü azalabilir.

Başarıyla kurulan sevgi ilişkisi nasıl değişebilir?

Bir ebeveyn çocuğuna yalnız not sormak yerine okulda neye merak duyduğunu sorabilir. Sınav kötü geçtiğinde cezayla ilişkiyi dondurmak yerine çalışma koşullarını ve zorlandığı noktaları konuşabilir. Böylece çocuk başarının önemli olduğunu öğrenirken insan olarak değerinin sabit kalabileceğini de hisseder. Bu yaklaşım sınırları kaldırmaz; sınırların arkasındaki insanı görür.

Yetişkinler içinse bu düzeni değiştirmek daha kişisel bir çalışma gerektirebilir. Başarıdan sonra neden rahatlayamadığını düşün. Hedefe ulaştığında yeni bir hedef bulmadan önce ne hissediyorsun? Yorgunluğunu kabul etmekte zorlanıyor musun? Eleştiriyi bir bilginin paylaşılması gibi mi, yoksa sevilmediğinin işareti gibi mi duyuyorsun? Bu soruların cevabı herkeste aynı değildir, ancak kendi örüntünü görmeni sağlayabilir.

İş yerinde iyi performans göstermek değerlidir. Fakat sürekli kendini kanıtlama ihtiyacı, iş dışındaki hayatını daraltabilir. Dinlenmek, arkadaşlarınla vakit geçirmek ve yeni şeyler denemek de yaşamın parçasıdır. Başarıyı tek güven kaynağı hâline getirdiğinde, en küçük başarısızlık seni çok daha fazla sarsabilir.

Gerçekçi bir özdeğer geliştirmek, insanın kendisini sürekli övmesi değildir. Hem güçlü hem zayıf yönlerini görürken saygıyı koruyabilmesidir. Bir işi iyi yapamadığında daha iyi bir yol ararsın; fakat sevilme hakkının iptal edildiğine karar vermezsin. Bu ayrım öğrenilebilir.

Kendi içinde başarı ile sevgi arasında bağ kurduğunu fark edersen bunu tek cümleyle silmeye çalışma. Önce hangi anlarda daha çok baskı hissettiğini gözlemle. Takdir edilmediğin günlerde kendin hakkında ne düşündüğünü yaz. Bir işi yalnız iyi sonuç almak için mi, yoksa gerçekten merak ettiğin için mi yaptığını ayırt etmeye çalış. Bu sorular kendi değer ölçünü yeniden kurmana yardımcı olabilir.

Değer görmek için kusursuz olmak gerekmiyor

Ebeveynler çocuklarının başarılı olmasını isteyebilir. Öğretmenler emek talep edebilir. İş yerleri belirli standartlar koyabilir. Bunların hiçbiri insanın saygı ve sevgiyi yalnız başarı karşılığında hak ettiği anlamına gelmez.

Kendine dönüp “Başaramadığımda da insan olarak değerliyim” demek kolay gelebilir. Asıl güç, hata yaptığın günlerde bu cümleyi yaşayabilmektir. Eleştiriyi duyup kendini aşağılamamak, gerektiğinde yardım istemek ve dinlenmeye izin vermek bu becerinin parçalarıdır.

Hayatın her döneminde sınavlar olacak. Ama insanın kendi değerini sürekli sınava sokması gerekmiyor. Başarı, kim olduğunun tek cevabı değil; yaptığın şeylerden yalnızca biridir.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.