Yaşlılıkta Yalnızlık Neden Yalnızca Sessizlikten İbaret Değil?

Balkonda Çay ve Huzurlu Düşler

Bir odada televizyon açık. Saat ilerliyor. Koridordan sesler geliyor. Herkesin bir işi var.

Bir insanın etrafında insanlar bulunabilir ve yine de kendini yalnız hissedebilir.

Yaşlılıkta bu duygunun ağırlığı nasıl değişiyor?

Yalnızlık kişi sayısı değildir

Bir bakım kurumunda yaşayan insan her gün çalışanlarla, diğer sakinlerle ve ziyaretçilerle karşılaşabilir. Fakat içten bir sohbet, geçmişini bilen birinin ilgisi veya kendisini önemli hissettiren bir ilişki eksik olabilir.

Çin'de bakım evlerinde yaşayan yaşlı yetişkinlerle yürütülen ve 2015'te yayımlanan çalışma, yalnızlıkla tekrarlayan olumsuz düşüncelerin altı ay sonraki depresif belirtileri birbirinden bağımsız biçimde öngördüğünü bildirdi.

Bu sonuç, yalnız yaşayan bütün yaşlıların depresyona gireceğini söylemiyor. Araştırmanın belirli kurumlarda yaşayan bir gruba ait olduğunu unutmamak gerekir. Yine de yalnızlığın ruh sağlığı açısından basit bir ayrıntı olmadığını gösteriyor.

Hatırladıkların da odada oturur

İleri yaş, uzun bir hayatın biriktirdikleriyle birlikte gelir. İnsan sevdiklerini kaybetmiş, yaşadığı yerden ayrılmış, alıştığı günlük düzen değişmiş olabilir. Bugünün sessizliği geçmişteki dolu günlerle karşılaştırılabilir.

Bu yüzden yaşlı bir insana yalnız “Oyalanacak bir şey bul” demek yeterli gelmeyebilir. Onu dinlemek, geçmişini merak etmek, kararlarına saygı göstermek ve yaşadığı topluluğun etkin bir üyesi olarak görmek daha anlamlı bir başlangıçtır.

İyi niyetin dili

Birini sürekli kontrol etmekle onunla ilişki kurmak aynı şey değildir. “Yemeğini yedin mi?” önemli bir sorudur. “Bugün aklından neler geçti?” de öyle.

Yaşlı insanı yalnız bakım ihtiyacı olan biri olarak görmek, anlatacak hikâyesini ve seçim yapma hakkını gölgede bırakır.

Dinlenmek kadar dinlenilmek de önemli

Yaşlı bir insanın gününü onun yerine planlamak kolaylaşabilir. Ne zaman yemek yiyeceği, hangi etkinliğe katılacağı, kimi göreceği başkalarının kararına bırakılabilir. Böyle bir düzen bakım hizmetini kolaylaştırsa bile kişinin seçim hakkını daraltabilir.

Ruh sağlığını konuşurken yalnız fiziksel güvenliğe odaklanmamak gerekir. İnsan, kararlarının dikkate alınmasını ve kendisine bir yetişkin olarak davranılmasını da ister.

Bir bakım kurumunda çalışan kişinin zamanı sınırlı olabilir. Aile üyeleri uzakta yaşayabilir. Bu nedenle yakın ilişki kurmak yalnız bireyin iyi niyetine değil, kurumun koşullarına da bağlıdır.

Araştırmadaki yalnızlık ve tekrar eden olumsuz düşüncelerin sonraki depresif belirtilerle ayrı ayrı ilişkili bulunması, bakımın duygusal tarafını görünür kılıyor.

Bu sonuçları tüm yaşlılara uygulamak doğru olmaz. Ama insanın yaş aldıkça anlatacak hikâyesi, kuracak ilişkisi ve saygı görme ihtiyacı ortadan kalkmaz.

**İlgi göstermek yalnız ihtiyaçları karşılamak değil; karşımızdakinin hâlâ bir hayatın öznesi olduğunu hatırlamaktır.**

---

**Kaynak ve uyarlama:** Gan ve arkadaşları (2015), “Rumination and Loneliness Independently Predict Six-Month Later Depression Symptoms among Chinese Elderly in Nursing Homes”, PLOS. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0137176

Bu yazı, yukarıdaki CC BY lisanslı araştırma esas alınarak psikoanaliz.net için özgün Türkçe anlatımla hazırlanmış bir uyarlamadır; araştırmanın birebir çevirisi değildir.

[CC BY lisansı](https://creativecommons.org/licenses/by/4.0/).

**Editör notu:** Sağlık bilgisi genel bilgilendirme amaçlıdır; uzman incelemesi bekleniyor.

Yaşlılıkta yalnızlık görünenden daha karmaşık olabilir

İleri yaşlarda yalnızlık yalnız fiziksel tek başınalıkla açıklanmaz. Eş kaybı, arkadaş çevresinin daralması, sağlık sorunları, hareket alanının küçülmesi ve toplum içindeki rollerin değişmesi bu duyguyu derinleştirebilir. İnsan konuşacak biri olsa bile yine de görülmediğini hissedebilir.

Bu nedenle yaşlılıkta yalnızlık sessizlikten çok daha fazlasıdır. Kayıp, alışkanlık değişimi ve kimlik dönüşümü de işin içindedir.

Temasın niteliği burada da belirleyicidir

Düzenli ziyaretler, anlamlı sohbetler, küçük sorumluluklar ve toplumsal katılım duygusu yalnızlığı hafifletebilir. Burada asıl farkı yaratan şey, kişinin işe yarar ve bağlı hissetmesidir. Yalnızca fiziksel varlık değil, duygusal temas gerekir.

Yaşlı bireylerle kurulan ilişkiyi bakım ihtiyacına indirgememek önemlidir. İnsan her yaşta duyulmak, ciddiye alınmak ve hayatın içinde kalmak ister.

Bir hayatın içinde görünmezleşmek

Yaş ilerledikçe insan yalnız insanların azalmasını yaşamaz. Hayattaki rolünün de değiştiğini hissedebilir. Çalışma hayatı biter, çocuklar başka evlerde yaşar, eski arkadaşlarla görüşmek güçleşir. Dün herkesin fikrini sorduğu bir insan, bugün kararların dışında bırakıldığını düşünebilir.

Bu nedenle yaşlılıkta yalnızlığı çözmek için yalnız haftada bir ziyaret planlamak yeterli olmayabilir. Sohbetin içeriği, kişinin kararlarına saygı duyulması ve hayatın içinde etkin bir yerinin bulunması da önemlidir. Yardım etmekle insanı pasif konuma itmek aynı şey değildir.

Dinlemeyi gerçekten denemek

Yaşlı bir yakınına “Nasılsın?” diye sormak kolaydır. Cevabı dikkatle dinlemek daha kıymetli. Anlattığı hikâyeyi aceleyle kesmemek, fikrini ciddiye almak, birlikte karar vermek ve yalnız sağlık durumuyla ilgilenmemek bağ kurar.

Yalnızlık bir yaş grubunun kaderi değildir. Yaşlı insanlar da yeni ilişkiler kurabilir, öğrenebilir, paylaşabilir ve topluma katkıda bulunabilir. İnsan kaç yaşında olursa olsun görülmek, duyulmak ve kendi hayatında söz sahibi olmak ister.

Kaynak: Gan ve arkadaşları (2015), “Rumination and Loneliness Independently Predict Six-Month Later Depression Symptoms among Chinese Elderly in Nursing Homes”, PLOS. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0137176.

Kaynak lisansı: CC BY (PLOS). Türkçe uyarlama; özgün araştırmanın bağlantısı yukarıdadır.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.