Yeni tanıştığın iki kişiyi düşün. Birisi uzun uzun kendisini anlatıyor, arada söylediklerini dinlemeden başka konuya geçiyor. Diğeri bir cümlene takılıp 'Peki sonra ne oldu?' diye soruyor. Hangisinin yanında daha çok görülmüş hissedersin? İnsanların sohbet sırasında kurduğu yakınlık yalnız etkileyici hikâyeler anlatmaktan oluşmuyor. Karşıdakinin söylediklerine dikkatle dönmek de önemli.
Sorunun amacı cevap toplamak değil
Bir soru insana farklı mesajlar verebilir. 'Hangi okulda okudun?' bilgi ister. 'Orada seni en çok şaşırtan neydi?' ise deneyimle ilgilenir. Elbette tek başına soru soruyor olmak iyi dinleyici olduğunu kanıtlamaz. Karşıdaki yanıt verdiğinde onu gerçekten izlemek, yeni soruyu önceki cevaba bağlamak gerekir. Sürekli sorularla birini bunaltmak da mümkün. Yakınlık, yalnızca soru sayısıyla değil sorunun tonu, zamanlaması ve karşıdaki insanın isteğiyle şekillenir.
Araştırma ne buldu?
Huang ve arkadaşlarının 2017'de yayımlanan araştırmasında, sohbet sırasında daha çok soru soran ve özellikle takip soruları yönelten kişilerin daha çok beğenilebildiği gösterildi. Araştırmacılar bunun karşıdaki kişiye gösterilen ilgi ve duyarlılıkla ilişkili olabileceğini değerlendirdi. Çalışma belirli tanışma sohbetleri ve örneklemler üzerinde yürütüldü; her kültürde bütün soruların aynı etkiyi yaratacağını söylemiyor. Ayrıca araştırmanın bazı kayıtları için sonraki yıllarda düzeltme yayımlandı; temel sonuçlar ise değişmedi.
Takip sorusu küçük ama anlamlı
Arkadaşın 'Yeni işe başladım' dediğinde hemen kendi işinden söz etmeyi seçebilirsin. Bunun yerine 'İlk hafta nasıl geçti?' diye sormak ona anlatacak yer açar. 'En çok ne zorladı?' sorusu bir katman daha derine iner. Ama arkadaşın konuşmak istemiyorsa ısrar etmek doğru olmaz. İyi soru, karşıdaki insanın kapısını zorlayan değil aralayan sorudur. Bunu yapabilmek için bir sonraki cümleni önceden hazırlamak yerine gerçekten dinlemeyi seçmen gerekir.
Herkes aynı şekilde konuşmayı sevmez
Bazı insanlar duygularını ayrıntılı anlatmaktan hoşlanır, bazıları daha kısa yanıt verir. Birinin sessizliği mutlaka ilgisizlik anlamına gelmez. Kültür, kişilik, güven ve ilişkinin geçmişi sohbeti etkiler. İş görüşmesinde uygun olan bir soru, yeni tanıştığın bir arkadaş için fazla özel olabilir. 'Neden hâlâ evlenmedin?' gibi sorular merak kılığına girmiş baskı yaratabilir. Karşıdakine saygı göstermek kimi zaman soru sormamak ve açıkça izin istemektir.
Sohbeti sınava dönüştürmeden
Bir konuşmada üç şeyi dene: Önce anlatılanı kendi cümlenle kısaca geri yansıt. Sonra tek bir açık uçlu soru sor. Ardından yanıtı kesmeden dinle. 'Yani iş değişikliği seni hem heyecanlandırdı hem zorladı, doğru mu anladım?' gibi cümleler yanlış anlama ihtimalini azaltır. Ancak her an böyle konuşmaya çalışmak yapaylaşabilir. Samimiyet, teknikleri kusursuz uygulamak değil, gerçekten önem verdiğin şeyi karşındakine hissettirmekten geçer.
Dinlemek için biraz yer bırakmak
Sohbetlerde en sık yaptığımız hatalardan biri, karşı taraf bitirmeden vereceğimiz cevabı hazırlamaktır. O sırada önemli bir ayrıntıyı kaçırabiliriz. Karşındaki kişi “Bu işe girmekten korkuyorum” dediğinde hemen “Korkma, harika olur” demek iyi niyetlidir. Ama “Seni en çok hangi kısmı korkutuyor?” diye sormak ne yaşadığını anlamak için daha fazla alan açabilir. Yine de bütün sohbeti sorulara boğmak istemeyiz. Karşı tarafın rahatlığı, konunun özel olup olmadığı ve aranızdaki güven de önemli.
Merak ile sorgu arasında ince bir çizgi var
Arkadaşın bir tartışma yaşadığını anlattıysa bütün ayrıntıları öğrenmeye hakkın olduğunu sanmamalısın. Sorunun amacı kişinin sınırlarını zorlamak değil kendisini anlatmasına fırsat vermektir. “Anlatmak ister misin?” cümlesi kimi zaman peş peşe sorulan beş sorudan daha sıcak olabilir. Özellikle yas, sağlık ve travma gibi konularda insanın konuşmak istememesi kabul edilmelidir. Araştırmalarda soru sormayla beğenilme arasında bağlantı bulunması, her sorunun iyi olduğu veya soru sormayan insanların kötü dinleyici olduğu anlamına gelmez.
İyi dinlemenin tek işareti uzun konuşmalar da değildir. Kısa bir sessizlik, söylenen sözü kendi cümlenle geri yansıtmak veya konuşmayı başka bir güne bırakmayı teklif etmek de karşı tarafın ihtiyacına uygun olabilir. “Şu an çözüm mü arıyorsun yoksa yalnız dinlememi mi istersin?” diye sorabilirsin. Bu soru taraflara rol dağıtmaz; beklentiyi netleştirir. Çoğu yakınlık gösterişli cümlelerle değil, kişinin anlatacaklarına gerçekten yer açmakla gelişir.
Soruların yararını sınamak için bir sonraki sohbette küçük bir değişiklik deneyebilirsin. Karşındaki bitirmeden kendi hikâyene geçme; önce anlattığı bir ayrıntıya dönüp ne düşündüğünü sor. Sonra cevabı dinlerken yeni soruyu otomatik hazırlamak yerine söylenenleri anlamaya çalış. Sohbet tek taraflı ilerliyorsa kendi deneyimini de paylaş. Güzel bir yakınlık, bir kişinin sürekli anlatıp diğerinin sürekli soru sorması değildir. Araştırmada hoşlanılma düzeyinin artması, eşitlik ve güven gibi bütün ilişki unsurlarının bir soruyla çözüldüğü anlamına gelmez. İnsanları merak etmek, cevaplarını kontrol etmekten farklıdır.
Dinlemek bir ilişki davranışıdır
Sohbetin sonunda yalnız ne anlattığını değil, karşıdakinin hangi cümlesini hatırladığını düşün. Bir sonraki görüşmede o konuya dönmek önemli olabilir. 'Geçen hafta söylediğin sınav ne oldu?' demek konuşmanın devam ettiğini hissettirir. Bu küçük hatırlama, çoğu gösterişli öğütten daha sıcak gelebilir. İyi dinlemek karşıdakinin sorununu mutlaka çözmek anlamına gelmez. Konuşmasına yer açmak ve ne dediğini ciddiye almak da başlı başına değerli.
İnsanların yakın hissetmesi için sürekli olağanüstü hikâyeler anlatmana gerek yok. Karşındaki bir şey söylediğinde gerçekten orada olman, iyi bir sorudan daha fazlasını anlatabilir.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →