“Keşke O Gün Başka Türlü Davransaydım” Düşüncesi Neden Bitmez?

Gün Batımında Raylara Bakan Adam

Geçen yıl bir iş teklifini reddettin. Bugün işinde zorlandığında zihnin hemen alternatif hayatı kuruyor: “Keşke kabul etseydim; her şey çok daha iyi olurdu.” Bir arkadaşına söyleyemediğin söz, kaçırdığın tren veya yanlış seçtiğini düşündüğün bir ev için de aynı filmi oynatabilirsin. Gerçekte yaşanmamış bir geleceği o kadar canlı hayal edersin ki, yaşadığın hayat onun karşısında sürekli eksik görünmeye başlar.

Zihnin geçmişe dönüp farklı ihtimaller yaratması şaşırtıcı değil. İnsan yalnızca olanı hatırlamaz; olabilecekleri de tasarlar. Psikolojide karşıolgusal düşünme denilen süreç, “Eğer şöyle yapsaydım ne olurdu?” sorusuyla ilgilidir. Kimi karşılaştırmalar daha iyi bir sonuç hayal eder, kimileri ise daha kötü bir olasılığı düşünerek rahatlama sağlar. Bu mekanizma insanın hatadan öğrenmesine katkıda bulunabilir. Fakat her tekrar eden “keşke” sorusu yeni bilgi üretmez.

Olmamış hayatı neden daha parlak görürüz?

Reddettiğin iş teklifini düşündüğünde aklına maaş artışı ve yeni çevre gelebilir. O işte yaşanacak zorlanmaları, ulaşım sorunlarını veya sevmediğin görevleri bilmiyorsun. Buna rağmen zihnin seçmediğin hayatın yalnızca güzel sahnelerini gösterebilir. Böylece gerçek hayatın ayrıntılarını, hiç yaşanmamış bir olasılığın kusursuz taslağıyla karşılaştırırsın. Bu adil bir karşılaştırma değil. Alternatif seçimin daha iyi sonuç vereceğini bilemeyiz; belirsizliği hayal gücümüzle doldururuz.

Karşıolgusal düşüncenin işlevlerine ilişkin akademik bir inceleme, geçmişte farklı davranışlar hayal etmenin iki ayrı yoldan etkili olabileceğini anlatıyor. İnsan bu düşüncelerden somut bir ders çıkararak sonraki davranışını değiştirebilir. Ya da düşünce, duygu ve motivasyonu etkileyebilir. Buradaki önemli ayrım şu: Pişmanlığın varlığı tek başına faydalı olduğu anlamına gelmez. Öğretici olan, gelecekte değiştirebileceğin bir davranışa ulaşabilmendir. Kendi kontrolünün dışında kalan olayları sonsuz kez yeniden yazmak aynı sonucu sağlamaz.

Pişmanlıkla öğrenme arasındaki çizgi

Diyelim ki sınava geç kaldın, çünkü kalkış saatini yanlış hesapladın. “Keşke daha erken çıksaydım” düşüncesi gelecek sınav için yararlı olabilir. Ulaşım süresini önceden kontrol etmeyi, alarmı farklı kurmayı seçebilirsin. Ama bir trafik kazası yüzünden yol kapandıysa ve bunu önceden bilemeyeceksen kendine aynı suçlamayı yöneltmek adil olmayabilir. Burada öğrenilecek ders ile geriye dönük kendini cezalandırma arasındaki farkı görmek gerekir.

Başka bir insanla yaşanan kırgınlıklarda da aynı ayrım işe yarar. “Keşke o cümleyi kurmasaydım” diyorsan gelecekte hangi ifadeyi kullanmak istediğini belirleyebilirsin. Özür dilemek gerekiyorsa uygun zamanda sorumluluk alabilirsin. Buna karşılık geçmişteki konuşmayı her gece daha mükemmel bir senaryoyla yeniden oynatmak, karşındaki kişinin tepkisini değiştirmez. Gerekli adım atılmışsa artık zihnin aynı olay için yeni bir çözüm bulmuyor olabilir.

Geçmişi düzeltme isteği hangi durumda yararlı olur?

Bir projenin son tarihini kaçırdıysan “Keşke daha erken başlasaydım” demen bir işaret olabilir. Bir sonraki projede iş bölümünü daha erken yapmak, yardım istemek veya hatırlatma kurmak gibi somut değişiklikler planlayabilirsin. Böylece geçmişe dönüp bakmak davranışı düzenlemeye hizmet eder. Ama aynı cümleyi her gün yeniden söyleyip hiçbir yeni plan üretmiyorsan düşünce artık aynı yerde dönüyor olabilir. Zihin geçmişi değiştiremeyeceği için tekrar sayısı arttıkça sonuç otomatik olarak iyileşmez.

Büyük yaşam kararlarında bu fark daha da önemlidir. Seçmediğin okulda, gitmediğin şehirde veya başlamadığın ilişkide neler yaşayacağını kesin bilemezsin. Zihnin iyi bir hikâye kurabilir, fakat gerçek hayatta o hikâyenin de zorlukları olacaktı. Geçmişin alternatifini düşünürken yalnızca kazançları değil, bilmediğin yanları da kabul et. “Diğer seçeneği seçseydim kesin mutlu olurdum” cümlesi bir bilgi değil, mümkün olabilecek birçok senaryodan biridir. Bu ayrım pişmanlığı silmez; onun kesinlik iddiasını sınırlar.

Kimi pişmanlıklar çözülmemiş bir sorumluluğa işaret eder. Verilmesi gereken bir özür, giderilmesi mümkün bir zarar veya düzeltilmesi gereken bir alışkanlık bulunabilir. Böyle durumlarda yüzleşmek anlamlıdır. Kimi pişmanlıklarda ise yapılacak bir eylem yoktur; yalnızca kaybın duygusu vardır. O zaman kendine sürekli yeni görevler vermek yerine yaşanan kaybı kabul edecek alan açmak gerekir. İnsan her geçmiş olayı kazanca çevirmek zorunda değil. Ders çıkarmak mümkün olduğunda işe yarar; mümkün olmadığında da insan ilerleyebilir.

Bir kez ders çıkar, sonra sahneyi durdur

Kendine üç soru sormayı dene: Ne oldu? Hangi bölüm benim kontrolümdeydi? Bir sonraki benzer durumda neyi değiştirebilirim? Cevap somutsa küçük bir plan yap. Değilse, “Bunun başka türlü olacağını kesin bilemem” cümlesini hatırlat. Bu bir duygu bastırma yöntemi değil; düşüncenin sınırını tanıma çabasıdır. Ağır kayıplar ve travmatik deneyimler söz konusu olduğunda tekrarlayan düşünceler daha karmaşık olabilir; ihtiyaç duyulduğunda profesyonel destek aramak anlamlıdır.

Geçmişten ders almak başka, geçmişi sürekli yeniden yaşamak başka bir süreç. Zihninin alternatif yollar çizmesi senin zayıflığını göstermez. Fakat her çizdiği yolu gerçekmiş gibi kabul etmek zorunda değilsin. Yaşanmamış hayatların hiçbirinin bütün sonuçlarını bilmiyoruz. Bugün yapabileceğin bir adım varsa onu seç. Yoksa artık yazılamayan bir dünü sonsuz kere düzeltmek yerine yaşadığın bugüne dönmek için kendine izin ver.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.