Yaş Aldıkça Karakterimiz Gerçekten Değişiyor mu?

Güneşli Sokakta Yaşlı Kadın

Yirmi yaşında herkesle tartışan birini düşün. Kırk yaşına geldiğinde daha sakin, daha sabırlı biri olmuş. Çevresindekiler “Artık olgunlaştı” diyor. Oysa başka biri yıllar geçtikçe daha kaygılı veya daha içine kapanık hissedebilir. Yaşın ilerlemesi karakteri tek bir yöne götüren otomatik bir makine değil.

Kişilik, insanların düşünme, hissetme ve davranma biçimlerinde görülen görece kalıcı örüntüler için kullanılıyor. “Görece kalıcı” sözcüğü önemli: Bu özellikler insandan insana farklılık gösterir, ama ömür boyu hiç değişmez demek değildir.

Eski seninle bugünkü sen aynı kişi misiniz?

Bir zamanlar kalabalık ortamlardan hoşlanıyordun, bugün evde kalmayı seçiyorsun. Bu değişim kişiliğinin bütünüyle tersine döndüğünü göstermez. Çalışma koşulları, arkadaş çevresi, sağlık, sorumluluklar ve yaşam deneyimleri tercihlerini değiştirebilir. Bir özelliğin hangi koşulda ortaya çıktığı da önemli.

Yetişkinlik boyunca kişilik değişimini inceleyen uzunlamasına araştırmalar ve derlemeler, bazı özelliklerde ortalama düzeyde değişimler bulunduğunu gösteriyor. Örneğin öz denetim ve duygusal istikrar gibi alanlarda belirli yaş dönemlerinde artış eğilimleri bildirilmiş. Fakat bu, herkesin yıllar geçtikçe aynı ölçüde sakinleştiği anlamına gelmiyor. Bireysel yollar farklı.

Buradaki en ilginç nokta şu: İnsan hem kendisi olmaya devam edebilir hem de gerçekten değişebilir. Geçmiş deneyimlerin izini taşırken yeni davranışlar öğrenmek bir çelişki değildir.

Karakter etiketi kapıyı kapatabilir

“Ben sinirli bir insanım, değişemem” cümlesi kısa bir açıklama gibi durur. Ama zamanla davranışın önüne duvar örebilir. Öfkelenmeye yatkın olman, her tartışmada aynı sözleri söylemek zorunda olduğun anlamına gelmez. Davranışlarını daha iyi düzenlemek için beceriler geliştirebilirsin.

Öte yandan “İsteyen herkes bir gecede tamamen değişir” düşüncesi de gerçekçi değil. Yerleşik alışkanlıklar, geçmiş deneyimler, mizaç ve çevresel koşullar değişimin hızını etkiler. Birinin yıllardır sürdürdüğü davranışı bırakması zaman alabilir; bu süreçte destek gerekebilir.

Karakter etiketlerini tanı olarak kullanmak da sorunlu. Bir kişinin içine kapanık olması depresyonda olduğu anlamına gelmez. Dışa dönük biri de yoğun ruhsal sıkıntı yaşayabilir. Kişilik özellikleri tek başına hastalık işareti değildir.

Sorumluluklar insanı mı değiştirir?

Yeni bir işe başlamak, ebeveyn olmak, uzun süreli bir ilişki kurmak veya önemli bir kayıp yaşamak kişiyi farklı kararlarla karşı karşıya bırakır. Kimi insan daha planlı davranmayı öğrenir, kimi daha korumacı olur, kimi önceki hayatını yeniden değerlendirir. Bu deneyimlerin kişilikle ilişkisi karşılıklı olabilir: İnsan yaşam koşullarından etkilenirken kendi tercihleriyle o koşulları da şekillendirir.

Bu yüzden tek bir olayın karakterini kesin olarak değiştirdiğini söylemek zordur. Bir insan işte çok disiplinli, evde dağınık olabilir. Bir arkadaş grubunda konuşkan, başka bir ortamda sessiz kalabilir. Gerçek insan davranışı tek bir sıfata sığmaz.

Kendi değişimini anlamak için yalnız başkalarının yorumlarına bakma. Yıllar önce nasıl tepki verdiğini hatırla, sonra bugün benzer durumda ne yaptığını düşün. Fark varsa bunun sana ne kazandırdığını ve ne kaybettirdiğini sorgula.

Değişmek için kendini reddetmek gerekiyor mu?

Hayır. “Ben tamamen yanlış biriyim” diyerek başlanan değişim çoğu kez fazla sert bir değerlendirme taşır. Daha yararlı başlangıç, belirli bir davranışı seçmektir: Tartışmada sesimi yükseltmek yerine ara vermek, planlarımı daha açık anlatmak veya ilişkilerimde daha fazla dinlemek gibi.

Özelliğini tanımlamaya çalışırken davranışına odaklan. “Ben sabırsızım” genel bir hükümdür. “Trafikte beklerken çabuk geriliyorum” ise gözlenebilir bir durum. İkincisini değiştirmek için somut adımlar düşünmek daha kolaydır.

Değişim yalnız kendini zorlamakla da olmaz. Sana sürekli aynı rolü veren ilişkiler ve ortamlar eski davranışlarını güçlendirebilir. Yeni sınırlar ve destekleyici çevre farklı tepkileri öğrenmene yardım edebilir.

Küçük değişimi nasıl fark edebiliriz?

Kendine beş yıl önce çekilmiş bir fotoğrafa bakar gibi yalnız dışarıdan bakma. O dönemde seni zorlayan bir durum düşün: Eleştirilmek, kalabalıkta konuşmak, yeni biriyle tanışmak veya planların bozulması. Bugün aynı durum olduğunda ne kadar farklı davranıyorsun? Yeni tepkinin daha iyi olup olmadığını ve bunun sana nasıl hissettirdiğini incele.

Kişilikteki değişim her zaman dramatik değildir. Bir konuşmada daha fazla dinleyebilmek veya bir işi bitirmek için daha düzenli plan yapmak küçük görünebilir. Fakat uzun dönemde ilişkilerinin ve günlük yaşamının yönünü etkileyebilir.

Bir insanı yıllar önceki hâline sabitlemek ilişkileri de zorlayabilir. “Sen hep böylesin” cümlesi, karşındaki kişinin bugün farklı davranma çabasını görünmez kılabilir. Geçmişteki deneyimleri unutmadan bugünkü davranışa da yer açmak daha adil bir yaklaşımdır.

Gelecekteki kendine yer bırak

İnsanların geçmişte yaptıkları hatalar, kim olduklarının tek özeti değildir. İyi yönde gelişme olasılığı, geçmişi inkâr etmeyi gerektirmez. Birinin daha sabırlı olduğunu fark etmek, eski davranışlarının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; bugün başka bir yol seçebildiğini gösterir.

Yaş aldığında kim olacağını kesin olarak bilemezsin. Ama bugünkü seçimlerin o hikâyenin parçası. Kendini sabit bir karakterin içine kapatmak yerine, güçlü yönlerini koruyup zorlandığın davranışları değiştirmeye açık kalabilirsin. Kişiliğin bir etiket değil, yaşayan bir örüntüdür.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.