Terk Edilmekten Korkan İnsan Neden İlişkiye Daha Sıkı Tutunur?

Kapı Eşiğinde Sessiz Vedalaşma

Telefon çalmıyor. Mesajına kısa bir cevap geliyor. Karşındaki kişi yorgun olduğunu söylüyor. Sen ise “Artık beni istemiyor” sonucuna varıyorsun. Önce bir mesaj daha gönderiyorsun. Sonra neden uzaklaştığını soruyorsun. Karşındaki biraz alan isteyince korkun büyüyor.

Sevdiğin insanın yakın olmasını istemek doğaldır. Fakat ilişkinin her sessizliğini terk edilme işareti gibi okumak, iki tarafı da zorlayabilir. Bir kişi güvence aradıkça diğeri bunaldığını söyleyebilir. Bu uzaklaşma ilk kişinin korkusunu daha da artırır.

Yakınlık ihtiyacı neden alarma dönüşür?

Bağlanma kaygısı yüksek olan kişiler, ilişkide sevgi ve kabul görüp görmediklerine ilişkin işaretlere daha duyarlı olabilir. Gecikmiş bir mesaj, alışılmıştan kısa bir konuşma veya iptal edilen bir buluşma sıradan bir gündem değişikliğinden çok daha büyük anlam taşıyabilir.

Buradaki acı gerçek bir duygudur. Fakat duygunun güçlülüğü, yapılan yorumun mutlaka doğru olduğu anlamına gelmez. Partnerin yalnız yorgun olabilir. Öte yandan ilişkide gerçekten güveni sarsan davranışlar da bulunabilir. Sağlıklı değerlendirme için hislerle somut olayları ayırmak gerekir.

Kaygının yükseldiği anlarda insan çeşitli yollarla yakınlığı yeniden kurmaya çalışır. Üst üste mesaj göndermek, sürekli sevgi beyanı istemek, ufak ayrılıkları büyük tartışmalara dönüştürmek bu girişimlerden olabilir. Niyet güvende hissetmektir. Sonuç ise karşı tarafta baskı yaratabilir.

“Beni seviyor musun?” sorusunun bitmeyen cevabı

Güvence almak kısa süreli rahatlık sağlayabilir. Partnerin “Seni seviyorum” dediğinde bir süre sakinleşirsin. Sonra yeni bir belirsizlik ortaya çıkar. Yeniden kanıt aramaya başlarsın. Sorun sevgi cümlesinin eksikliği değil, bu cümlenin içindeki güven hissinin kalıcı olmamasıdır.

İlişki doyumu ve bağlanma örüntülerini inceleyen uzunlamasına araştırmalar, bağlanma kaygısı ile olumsuz iletişim döngülerinin birbirine bağlanabildiğini gösteriyor. Özellikle bir tarafın değişim talep edip diğerinin geri çekildiği örüntüler ilişki memnuniyetiyle ilişkili bulunuyor. Bu bulgular ilişkiyi bir kişinin etiketine indirgemek için değil, iki kişinin birbirine nasıl tepki verdiğini görmek için değerlidir.

Terk edilme korkusuyla sürekli yakınlık istemek, sevginin büyüklüğünü ölçmez. Güvenlik ihtiyacının ne kadar acil hissedildiğini anlatabilir.

Kaygı ile gerçek tehlikeyi ayırmak

Kendi korkunu sorgulamak, karşı tarafın davranışlarını yok saymak değildir. Partnerin düzenli olarak kayboluyor, dürüst davranmıyor, seni küçümsüyor veya ayrılıkla tehdit ediyorsa güvensizliğin somut nedenleri olabilir. Böyle bir ilişkide yalnız “Daha az kaygılanmalıyım” demek sorunu çözmez.

Öte yandan karşındaki kişi sözünü tutuyor, açık konuşuyor ve sana saygılı davranıyorsa her gecikmenin ardında terk edilme aramak ilişkiye zarar verebilir. Kendine “Elimde hangi bilgi var, hangisini korkum tamamlıyor?” sorusunu sormak bu ayrımı kolaylaştırır.

Güvenli bağ, yalnız karşı tarafın yakın olmasıyla kurulmaz. İnsan kendi duygusunu düzenleme, belirsizliğe dayanma ve ihtiyaçlarını saldırmadan ifade etme becerileri geliştirdikçe ilişkide daha rahat hareket edebilir.

Yakınlık arzusunun arkasındaki ihtiyacı görmek

Terk edilme kaygısı yükseldiğinde insan çoğu zaman çözümü karşı tarafın davranışında arar. Daha hızlı cevap versin, daha çok sevgi söylesin, daha az ayrı vakit geçirsin ister. Karşı tarafın daha duyarlı olması elbette önemlidir. Fakat bütün güven duygusu yalnız başka birinin her an hazır bulunmasına bağlanırsa ilişkinin yükü ağırlaşır.

Bu durumda kendi hayatındaki diğer güven kaynaklarını da güçlendirmek gerekir. Arkadaşlıklar, iş, hobi, sağlık alışkanlıkları ve gerektiğinde psikolojik destek kişinin dünyasını tek bir ilişki etrafında sıkıştırmamasına yardım edebilir. Bu, partneri önemsiz görmek değildir. Kendi yaşamını da değerli saymaktır.

Güvence istemenin daha açık bir yolu vardır. “Geç cevap verdiğinde terk edileceğimden korkuyorum, bunu konuşabilir miyiz?” cümlesi, “Beni artık sevmiyorsun” suçlamasından farklıdır. İlki kendi duygunu anlatır; ikincisi karşı tarafın niyetini kesinleştirir. Karşılıklı konuşma, kişilerin gerçek ihtiyaçlarını görmesini sağlayabilir.

İlişkinin güvenliğini değerlendirirken yalnız korkuya değil davranışların bütününe bak. Verilen sözler tutuluyor mu? Zor konular konuşulabiliyor mu? Sınırlarına saygı gösteriliyor mu? Korku güçlü olsa da güvenilir davranışları fark etmek önemlidir. Aynı şekilde gerçekten zarar verici bir düzende sırf kaygını azaltmaya odaklanmak da yeterli değildir. Sevgiyle güven arasındaki bağ, iki kişinin de tutarlı davranmasına dayanır.

İlişkide kaygı yükseldiğinde hemen karar vermek zorunda değilsin. Mesajlara anında tepki vermek yerine biraz zaman tanıyabilir, neyi gerçekten bildiğini gözden geçirebilirsin. Karşı tarafa da suçlama yerine açık bir soru yöneltebilirsin. Bu küçük gecikme duyguyu yok etmez; fakat korkuyla verilen kararların ilişkiyi yönetmesini azaltabilir.

Tutunmakla birlikte olmak aynı şey değil

Sağlıklı ilişkide iki kişinin ayrı hayatı ve ortak hayatı bulunur. Arkadaşları, işleri, hobileri ve kişisel alanları olabilir. Bu ayrı alanlar sevginin eksikliğini değil, ilişkinin nefes alabilmesini sağlayabilir.

Birini kaybetmemek için kendinden vazgeçmen gerekmiyor. İhtiyacını söyleyebilir, güven talep edebilir, sınır koyabilir ve karşındakinin de ayrı bir insan olduğunu kabul edebilirsin. Yoğun kaygı yaşamını sürekli etkiliyorsa profesyonel destek bu döngüyü anlamada yardımcı olabilir.

Sevginin güvenli hissettirmesi için her dakika yan yana olmak gerekmiyor. Asıl mesele uzaklık anlarında bile ilişkinin değerini ve kendi değerini bütünüyle kaybetmemek.

Okur deneyimleri (0) · Yorum yaz

Sen ne düşünüyorsun?

Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.

Yorumları oku veya yorum bırak →

İlk yorumu sen yaz


Yorum yazmak için giriş yap veya kayıt ol.