Bir insan sana “Özür dilerim” dedi. Beklediği şey belliydi: Gülümseyecek, konu kapanacak ve her şey eskisi gibi olacak. Fakat sen hâlâ kırgınsın. Üstelik bu kırgınlık yüzünden kendini suçlu hissetmeye başladın. “Özür dilediğine göre artık üzülmemem mi gerekiyor?” diye düşünüyorsun. Hayır. Bir özrün söylenmesi ile güvenin geri gelmesi aynı anda gerçekleşmek zorunda değil. İnsanlar ilişkideki yarayı farklı hızlarda değerlendirir.
Özür, yaşanan zararı kabul etmek için değerli bir başlangıç olabilir. Ama tek başına zaman makinesi değildir. Söylenen sözler geçmişteki davranışı ortadan kaldırmaz. Özellikle aynı davranış tekrarlandıysa, özrün etkisi sınırlı kalabilir. Kırgın kişinin güvenmek için zamana, açıklamaya veya somut değişime ihtiyacı olabilir. Öte yandan özür dileyen kişi de yaptığı şeyin neden ağır geldiğini tam anlamamış olabilir. Bu noktada ilişkinin geleceğini belirleyen yalnızca bir cümle değil, ardından gelen davranışlardır.
İyi bir özür neyi içerir?
“Üzüldüysen özür dilerim” cümlesi ile “Şu sözü söyledim ve seni incittim, bunun sorumluluğunu alıyorum” cümlesi aynı etkiyi yaratmayabilir. İlki sorunu yalnızca karşı tarafın duygusuna bırakabilir. İkincisi belirli bir davranışı kabul eder. Bu fark her durumda tek başına yeterli değildir; özrün içtenliği ve ilişkideki geçmiş de önem taşır. İnsanlar hatanın adının konmasını, gelecekte neyin değişeceğinin söylenmesini ve söylenenin uygulanmasını bekleyebilir.
Özrün güvenle ilişkisini araştıran bir deneyde üniversite öğrencileri bir güven oyununda başka bir oyuncunun güveni ihlal etmesiyle karşılaştı. Özür verilmesi, yeniden güvenme davranışını bazı koşullarda artırdı; olumsuz duyguların düzeyi de bu bağlantıda rol oynadı. Bununla birlikte özür, güveni hiç ihlal yaşanmamış düzeye tam olarak çıkarmadı. Deney gerçek aile ilişkilerinin bütün karmaşıklığını taşımaz; ama bir özrün neden anlamlı olup yine de her şeyi eski hâline getirmeyebileceğini düşünmek için iyi bir örnektir.
“Artık konuşmayalım” baskısı
Kırgın kişi olayın üstünü hemen örtmek istemeyebilir. “Daha ne yapayım, özür diledim” sözü, özrü karşı tarafın duygularını susturan bir talebe dönüştürebilir. Özür dilemenin amacı, karşındakine hangi hızda iyileşeceğini söylemek olmamalı. Aynı zamanda sürekli aynı hatayı gündeme getirmek de tarafları tüketebilir. Bu nedenle ihtiyaçları açıkça konuşmak önemlidir: Güvenin yeniden kurulması için hangi davranışlar gerekli? Hangi sınırların korunması isteniyor? Gelecekte benzer bir durumda ne yapılacak?
Her ilişki mutlaka sürdürülmek zorunda değil. Ciddi zarar, şiddet veya güvenlik riski söz konusuysa özür verilmesi kişinin kendini tehlikeye atmasını gerektirmez. “Özrünü duydum, yine de mesafeye ihtiyacım var” demek mümkündür. Affetmek, barışmak ve yeniden güvenmek birbirinden farklı kararlar olabilir. Bunları tek bir mecburi pakete çevirmek kişilerin sınırlarını görünmez kılar.
Güvenin geri dönüşünü ne gösterir?
Bir arkadaşın verdiği sırrı başkasına anlattıysa ardından özür dilemesi ilk adımdır. Fakat aynı çevrede daha sonra özel bilgilerine nasıl davrandığı, güvenin yeniden kurulup kurulmayacağını daha iyi gösterebilir. Açıklama yapmak, davranışın etkisini anlamak ve gelecekte sınırlarına saygı göstermek önemlidir. Bu durumda özrü kabul etmen, bütün bilgilerini yeniden paylaşmak zorunda olduğun anlamına gelmez. Güven tek bir cümleyle değil, zaman içinde görülen davranışlarla değerlendirilir. Karşı tarafın sabır göstermesi de sorumluluğun parçasıdır.
Kimi insan özür dilendikten sonra duygusunun hemen değişmemesine şaşırır. Oysa öfke, üzüntü ve güvensizlik aynı hızla hareket etmeyebilir. Birinin özrünü samimi bulabilir, buna rağmen tekrar incinme ihtimalinden çekinebilirsin. Bu çelişki değil; farklı sorulara verilen farklı yanıtlardır. “Pişman olduğuna inanıyor muyum?” ve “Aynı durumda ona yine güvenebilir miyim?” soruları ayrı değerlendirilmelidir. İkinci sorunun cevabı için yeni deneyimlere ve zamana ihtiyaç duyulabilir.
Eğer zarar veren kişi sen isen sabırlı olmak da sözün kadar önemlidir. Tekrarlanan “Özür diledim” hatırlatmaları, ilişkinin sorununu yeniden kırgın kişiye taşıyabilir. Bunun yerine “Bu davranışın tekrar etmemesi için şunu değiştireceğim” demek ve gerçekten uygulamak daha anlamlıdır. Yine de karşı tarafın eski ilişkiye dönmemeyi seçebileceğini kabul etmelisin. Özür dilemek sorumluluk gösterebilir; affedilme veya yeniden yakınlaşma hakkı doğurmaz. Sağlıklı ilişki, iki kişinin de sınırlarının duyulduğu yerde başlar.
Özür almak isteyen insanın duygusu kadar özür dileyenin niyeti de önemlidir; ancak niyet yalnızca karşı tarafa anlatıldığında değil, davranışla desteklendiğinde anlam kazanır. İnsanlar aynı söze farklı deneyimlerden geldikleri için farklı hızlarda güvenebilirler. Bu farkı kişisel bir hakaret gibi yorumlamamak gerekir.
Güven cümlelerle değil, zaman içinde anlaşılır
Özür dileyen kişiysen karşındakinin duygusuna yer aç. Kendi niyetini açıklayabilirsin, ancak verdiğin etkiyi dinlemeyi de bil. “Ben öyle demek istemedim” sözü, yaşanan sonucu kendiliğinden silmez. Gereken somut değişikliği sor ve uygulayabileceğin sözler ver. Kırgın kişiysen de neye ihtiyacın olduğunu anlamaya çalış. Güvenin yeniden kurulmasını isteyebilir veya ilişkinin eski biçimine dönmemeyi seçebilirsin. Karar, yalnızca özür söyleyenin beklentisine bırakılmamalı.
Özür, iki kişinin arasında açılan bir konuşma kapısıdır. Kapının açılması içeri girmeyi zorunlu kılmaz. Kimi ilişkiler oradan güçlenerek çıkar, kimileri farklı bir mesafeye yerleşir. Bir sözcükten daha önemli olan, insanın verdiği zararın sorumluluğunu taşıması ve diğerinin sınırını gerçekten duyabilmesidir.




Sen ne düşünüyorsun?
Üyelik yok. Bir kez takma ad seç, her yorumunda aynı isimle devam et. Yorumlar yayımlanmadan önce incelenir.
Yorumları oku veya yorum bırak →